Kira Alacağı, Kira Artış Oranının Belirtilmemesi, Zamlı Hali İle İcra Takibi
Aşıkoğlu Hukuk Bürosu, Eski Alanya Cumhuriyet Savcısı Mehmet Aşıkoğlu tarafından Alanya'da kurulmuş olup, yerli ve yabancı müvekkillere hukuki danışmanlık veren hukuk bürosudur.
alanya,hukuk,bürosu,avukat,dava,danışma,mehmet,aşıkoğlu,mehmet aşıkoğlu,savcı,eski,ceza,ticaret,haciz,alacak,borçlar,Mehemet,Aşıkoğlu,alanya,avukat,hukuk,bürosu,alanya avukat, mehmet aşıkoğlu, alanya hukuk bürosu
17597
post-template-default,single,single-post,postid-17597,single-format-standard,ajax_fade,page_not_loaded,,side_area_uncovered_from_content,qode-theme-ver-14.2,qode-theme-bridge,wpb-js-composer js-comp-ver-5.4.7,vc_responsive
 

Kira Alacağı, Kira Artış Oranının Belirtilmemesi, Zamlı Hali İle İcra Takibi

Kira Alacağı, Kira Artış Oranının Belirtilmemesi, Zamlı Hali İle İcra Takibi

T.C.
YARGITAY
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2018/1628
KARAR NO: 2018/2674
KARAR TARİHİ: 19.3.2018

>KİRA ALACAĞI–KİRA SÖZLEŞMESİNDE KİRA ARTIŞ ORANININ BELİRTİLMEMESİ–KİRANIN ZAMLI HALİ İLE İCRA TAKİBİ YAPILMASI 

6098/m.346

ÖZET : Taraflar arasında düzenlenen kira sözleşmesi incelendiğinde, sözleşmenin 6. maddesinde ”kiracı kontrat bitiminde kira rayiç bedelini % … oranında artışını şimdiden kabul ve taahhüt eder.” düzenlemesinin yer aldığı anlaşılmaktadır. Söz konusu hükümde artış oranı belirtilmediğine göre, bu artış şartı belirli ve muayyen olmadığından geçerli değildir. Dosya kapsamında yer alan takip dosyası incelendiğinde ise, aylık 440 TL kira bedeli üzerinden icra takibi yapılmış olmakla,kira sözleşmesinde aylık ”400 TL’ olarak belirlenen bedelin aylık ”440TL” şeklinde artışlı olarak talep edilebilmesi mümkün olmadığından mahkemece bu yön gözetilmeden hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.

DAVA : Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

KARAR 

Davacı, ilgili adreste bulunan gayrimenkulün davalı ile aralarında imzalanan 30/07/2008 tarihli kira sözleşmesi ile davalı tarafından kiralandığını, davalının 30/07/2009 tarihinden 30/05/2010 tarihine kadar olan kira bedellerini ödemediğini, ödenmeyen kira bedellerinin tahsili için Ankara 18. İcra Müdürlüğü’nün 2011/1648 Esas sayılı dosyasında yasal takibe geçildiğini, takibe davalı tarafından itiraz edildiğini ileri sürerek, ödenmeyen 4.400,00 TL kira bedeli ve aylık kademeli işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı , kira sözleşmesinin B.K.’nin eski eşi R.Y. ile davalı arasında tanzim edildiğinin açıkça görüldüğünü,kontratın tarafının Ramazan Yele olduğunu, kiracı ve kefil olmadığı halde kendisinin imzasının alındığını savunarak, davanın öncelikle husumet yönünden ,aksi durumda esastan reddine karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece;davanın kabulü ile, 4.400,00 TL’nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş,hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1-)Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2-)Somut olayda; taraflar arasında düzenlenen 30.07.2008 tarihli kira sözleşmesi incelendiğinde, sözleşmenin 6. maddesinde ”kiracı kontrat bitiminde kira rayiç bedelini % … oranında artışını şimdiden kabul ve taahhüt eder.” düzenlemesinin yer aldığı anlaşılmaktadır. Söz konusu hükümde artış oranı belirtilmediğine göre,bu artış şartı belirli ve muayyen olmadığından geçerli değildir. Dosya kapsamında yer alan Ankara 18. İcra Müdürlüğü’nün 2011/1648 Esas sayılı takip dosyası incelendiğinde ise, aylık 440 TL kira bedeli üzerinden icra takibi yapılmış olmakla,kira sözleşmesinde aylık ”400 TL’ olarak belirlenen bedelin aylık ”440TL” şeklinde artışlı olarak talep edilebilmesi mümkün olmadığından mahkemece bu yön gözetilmeden hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ : Yukarıda birinci açıklanan sebeplerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine,ikinci bentte açıklanan sebeplerle hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde temyiz edene iadesine, 6100 Sayılı HMK’nun Geçici Madde 3 atfıyla 1086 Sayılı HUMK’nun 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 19.03.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

No Comments

Post A Comment

FinlandEnglishRussiaGermanIran