Elektrik Abonelik Borcu, Muarazanın Men'i, Muvazaa, İspat Yükü
Aşıkoğlu Hukuk Bürosu, Eski Alanya Cumhuriyet Savcısı Mehmet Aşıkoğlu tarafından Alanya'da kurulmuş olup, yerli ve yabancı müvekkillere hukuki danışmanlık veren hukuk bürosudur.
alanya,hukuk,bürosu,avukat,dava,danışma,mehmet,aşıkoğlu,mehmet aşıkoğlu,savcı,eski,ceza,ticaret,haciz,alacak,borçlar,Mehemet,Aşıkoğlu,alanya,avukat,hukuk,bürosu,alanya avukat, mehmet aşıkoğlu, alanya hukuk bürosu
17609
post-template-default,single,single-post,postid-17609,single-format-standard,ajax_fade,page_not_loaded,,side_area_uncovered_from_content,qode-theme-ver-14.2,qode-theme-bridge,wpb-js-composer js-comp-ver-5.4.7,vc_responsive
 

Elektrik Abonelik Borcu, Muarazanın Men’i, Muvazaa, İspat Yükü

Elektrik Abonelik Borcu, Muarazanın Men’i, Muvazaa, İspat Yükü

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2017/1399
KARAR NO: 2018/878
KARAR TARİHİ: 4.7.2018

>>MUARAZANIN MEN’İ İSTEMİ–MUVAZAA–İSPAT YÜKÜ–TALEPLE BAĞLI OLMAK

6100/m.190,353/1-b-2

ÖZET : Dava, muarazanın men’i istemine ilişkindir.

Bilirkişi raporuna göre, eski tarihli önceki abonenin borcundan davacının sorumlu tutulamayacağı, bu sebeple abonelik sözleşmesi tesis etmemesinin yönetmelik maddelerine aykırı olduğu, muvazaa olgusunun mahkemece değerlendirilmesi gerektiği bildirilmiştir.

Mahkemece, abonelik sözleşmesi yapmak isteyen davacı ile önceki kiracı arasında akrabalık, yakın arkadaşlık, ticaret ortaklığı bulunmadığı gibi, bunun sonucu olarak, dava dışı abonenin alacağını ödememek için, davacı ve dava dışı önceki abonenin ızrar kastıyla muvazaalı tasarrufta bulundukları davalı tarafından kanıtlanmadığı, davacının, önceki kiracı gibi lokanta işletmesinin aralarında organik ilişki olduğunu göstermeyeceği, aralarında akrabalık ilişkisi ya da işletmenin devrini gösterir belge kayıt bulunmadığı belirtilmek suretiyle, davacı ile davalılar arasında oluşan muarazanın giderilmesine yönelik kabul kararı isabetlidir.

Mahkemenin önceki abonelik sözleşme ve şartlar esas alınarak, sözleşme yapılmasına dair karar verilmesinin davacının talebini aşar şekilde olduğu, bu hususun kamu düzenine yönelik olması sebebiyle re’sen yapılan inceleme sonucu, HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince mahkeme kararı kaldırılarak, “davanın kabulüyle davalıların, davacıyla davaya konu adreste abonelik sözleşmesi imzalamamak suretiyle oluşturdukları muarazaların men’i” şeklinde yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.

DAVA : Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

KARAR : Davacı vekili vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin yiyecek içecek sektöründe faaliyet göstermek üzere …Fatih İstanbul adresindeki iş yerini kiraladığını, kiraladığı iş yerinin vergi levhasını aldığını, iş yerinin açılışını yapabilmek ve elektrik, su, doğalgaz ve internet gibi hizmetlerden faydalanabilmek için kurumlara gerekli başvuruları yaptığını, aboneliklerini başlatığını, ancak elektrik enerjisi bağlantısının yapılmadığını, önceki abonenin borçları olduğundan bahisle abonelik başvurularının reddedildiğini, davalı şirketlerin müvekkili ile sözleşme yapmaktan kaçınmasının, tamamen hukuki dayanaktan yoksun ve haksız olduğunu bildirmek suretiyle müvekkili ile elektrik enerjisi kullanımı konusunda sözleşme yapılmasına ve yargılama sonuçlanıncaya kadar tedbiren elektrik eneıjisinin bağlanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının kendisi ile önceki abonenin borcundan dolayı sözleşme yapılmadığı iddiasının kabul edilemez olduğunu, davacının önceki abone ile hiçbir hukuki ve fiili bağının bulunmadığını, yeni bir esnaf dükkanı açmaya çalışan bir müteşebbis olduğu beyanlarının gerçekle uzaktan yakından bir ilgisi bulunmadığını, dava dışı önceki abonenin borçlarını ödemeden ticari hayatına devam etmesini sağlayan muvazalı bir işlem yaptığını, önceki aboneninde iş bu taşınmazda aynı sektörde faaliyet gösterdiğini bildirmek suretiyle, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının ilgili adresteki işyerini 20.11.2015 tarihinde kiraladığını, 30.11.2015 tarihinde yeni işe başladığını gösteren vergi levhasını aldığını, elektrik hizmetlerinden faydalanabilmesi için gerekli başvuruları yaptığını, aboneliğinin başlatıldığını, husumetin müvekkili şirkete yöneltilmesinin hatalı olduğunu, husumetin sadece ayrı tüzelkişiliğe haiz … ne yöneltilmesi gerektiğini bildirmek suretiyle davacının haksız ve mesnetsiz davasının reddine karar verilmesini savunmuştur.

İlk derece mahkemesince, davalının tüketicilerle sözleşme yapmaya yetkili kurum olduğu, davalı Bedaş’ın ise elektrik aboneliği yapılmadan önce araştırmayı yapan muvazaa olup olmadığı hususunu tespit eden kurum olduğu, bu haliyle muvazaa bulunmadığının tespitini talep eden davacı tarafın davalı Bedaş’a husumet yöneltmesinin de hukuka aykırılık bulunmadığı, davalıların davacının önceki kiracının aynı yerde işine devam ettiği, elektrik borcundan kurtulmak için, elektrik başvurusunu davacı adına yaptığı iddiasına dayandıkları, bu haliyle ispat yükünün davalı tarafa ait olduğu, muvazaa iddiasını kanıtlar delil ibraz edilmediği gibi, davacı tarafça delil olarak ibraz edilen kira sözleşmesi, vergi levhasında davacının önceki kiracı ile bir bağlantısı bulunmadığının görüldüğü belirtilmek suretiyle davacı tarafın davasının kabulü ile, davacı ile aynı işyerinde faaliyet yürüten önceki abone arasında muvaza bulunmadığı yönünde taraflar arasındaki muarazanın giderilerek davacı tarafın ticari faaliyet yürüttüğü … Fatih/ İSTANBUL adresinde ki iş yerine diğer abonelerle davalı taraf arasında yapılan sözleşme ve şartlar uyarınca elektrik bağlanmasına karar verilmiş, hükme karşı davalıların vekilleri tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; önceki abone ile davacının arasında, önceki abonenin borçlarını ödemeden ticari hayatına devam etmesini sağlamaya yönelik, muvazaalı ilişki olduğunu tespit ettiklerini, ispat yükünün davacıya ait olduğunu, davacı tarafın sunmuş olduğu deliller ile bu hususu ispatlayamadığını, kira sözleşmesinin tanziminin her zaman mümkün olduğunu, bu sebeple muvazaalı bir durumun olup olmadığına dair tespitte baz alınabilmesinin mümkün olmadığını, davacı taraf ile önceki abonenin söz konusu tesisatı aynı işkolunda faaliyet göstermek için kullandığının ortada olmasına rağmen, bilirkişinin bu hususu gözardı ederek, muvazaa üzerinde durulmadan hazırlanan raporun hükme esas alınmasının hukuka aykırı olduğunu bildirmek suretiyle usul ve yasaya aykırı mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; her ne kadar yerel

mahkeme, muvazaanın ispat yükünü kendilerine yüklemiş olsa da, esasın ispat yükünün, işbu davayı açarak eski borçlu ile herhangi bir bağı olmadığını iddia eden davacıda olduğunu, zira HMK m. 190: “ İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.” hükmünü içerdiği, burada somut uyuşmazlıktan kendi lehine hak çıkaran taraf davacı olduğundan, eski kiracıyla arasında herhangi bir bağ olmadığı iddiasını ispatlaması gerektiğini, davacının sunmuş olduğu belgelerin, iddiasını ispatlamaya yeterli olmadığını, böylece deliller toplanmadan, eksik değerlendirmeyle davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu bildirmek suretiyle mahkeme kararı kaldırılarak, yeniden yapılacak yargılama neticesinde davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Üretici ve perakende satış lisansı sahibi satıcı/ dağıtıcı şirketi: Elektrik Piyasası Yasası kapsamında uygun düzenlenmiş Yönetmeliklere göre dağıtım sistemine bağlı olan tüketiciler ile serbest tüketiciler ile bağlantı anlaşması ve abonelik sözleşmesi yapmak zorundadır. Eğer, satıcı/dağıtıcı şirket abonelik sözleşmesi tesisine yanaşmaz ise muarazanın giderilmesi davası açılabilecektir.

Hukuk Genel Kurulu’nun 29.09.2004 gün ve 2004/13-417 E.- 2004/442 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; muarazanın men’i (çekişmenin önlenmesi) davaları, usul hukuku anlamında tespit değil, eda davası niteliğindedir. Zira, bu tür davalarda, hem bir muarazanın varlığının tespiti ve hem de onun men’i talep edilir.

Kaldı ki, Hukuk Genel Kurulu’nun 17.03.2010 gün ve 2010/3-119 E. 2010/159 K. sayılı ilamında da; bir sözleşmenin devamı sırasında taraflardan biri tarafından muaraza(çekişme) çıkarılması halinde de, diğer tarafın kendisine zarar verebilecek nitelikteki bu duruma son vermek, hukuki durumunu tereddüt içinde olmaktan kurtarmak için tespit davası açmasında hukuki yararının bulunduğu kabul edilmiştir.

Somut olayda; davacıdan önce abonelik tesis edilmiş dava dışı …hakkında abonesiz kaçak elektrik kullanmaktan dolayı düzenlenen 28.07.2010 tarihli tutanağa dayalı tahakkuk ettirilen 2010/7. döneme ait 551,76 TL borcun ödenmesi üzerine dava dışı… ile BEDAŞ arasında 25.08.2010 tarihinde abonelik sözleşmesi yapıldığı, sonrasında ise, davacının delil olarak sunduğu kira sözleşmesi ile, dava dışı Hakan Dalkılıç’ ın söz konusu adresi 22/03/2011 tarihinde iş yeri olarak kiraladığı, ancak abonelik sözleşmesi tesis etmek için elektrik idaresine başvurmadığı,… adına abonelik üzerinden elektriği uzun süre fiilen kullandığı, İstanbul 12. İcra Mahkemesi’nin 17.02.2015 tarih ve 2014/ 970 E, 2015/183 K. sayılı kararı ile de; dava dışı …’ın kira borçlarından temerrüt sebebiyle söz konusu adresten hakkında tahliye kararı verildiği, İstanbul 35. İcra Müdürlüğünün 2014/11874 E. sayılı takip dosyasından da lokanta olan iş yerinin emtiasının haczedildiği anlaşılmaktadır.

Mahkemece aldırılan bilirkişi raporuna göre de, eski tarihli önceki abonenin borcundan davacının sorumlu tutulamayacağı, bu sebeple abonelik sözleşmesi tesis etmemesinin yönetmelik maddelerine aykırı olduğunu, muvazaa olgusunun mahkemece değerlendirilmesi gerektiği bildirilmiştir. Mahkemece de tüm dosyadaki delillerin irdelenmesi ile abonelik sözleşmesi yapmak isteyen davacı ile önceki kiracı arasında, akrabalık, yakın arkadaşlık, ticaret ortaklığı bulunmadığı gibi, bunun sonucu olarak, dava dışı abonenin alacağını ödememek için, davacı ve dava dışı önceki abonenin ızrar kastıyla muvazaalı tasarrufta bulundukları davalı tarafından kanıtlanmadığı, sonuçta; davacının, önceki kiracı gibi lokanta işletmesinin aralarında organik ilişki olduğunu göstermeyeceği, aralarında akrabalık ilişkisi yada işletmenin devrini gösterir belge kayıt bulunmadığı belirtilmek suretiyle, davacı ile davalılar arasında oluşan muarazanın giderilmesine yönelik kabul kararında, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davalıların istinaf sebeplerine bağlı yapılan istinaf incelemesi sonucu anlaşıldığından, HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince davalıların esastan istinaf sebeplerinin reddine; ancak mahkemenin önceki abonelik sözleşme ve şartlar esas alınarak, sözleşme yapılmasına dair karar verilmesinin davacının talebini aşar şekilde olduğu, bu hususun kamu düzenine yönelik olması sebebiyle re’sen yapılan inceleme sonucu, HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince mahkeme kararı kaldırılarak, “davanın kabulüyle davalıların, davacıyla davaya konu adreste abonelik sözleşmesi imzalamamak suretiyle oluşturdukları muarazaların men’i” şeklinde yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle;

Davalıların istinaf taleplerinin kısmen kabulü ile; kamu düzeni sebebiyle re’sen inceleme sonucu, mahkemenin kararı, HMK 353/1-b-2 maddesi uyarınca kaldırılarak yeniden esas hakkında;

1-) Davanın kabulüyle davalıların, davacıyla dava konusu… Fatih/İSTANBUL adresinde abonelik sözleşmesi imzalamamak suretiyle oluşturdukları muarazaların men’ine,

2-) Dava devamında verilen tedbirin, hüküm kesinleşene dek devamına,

3-) Alınması gereken 31,40 TL harcın peşin alınan 29,20 TL harçtan mahsubu ile 2.20 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,

4-) Davacı vekili lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 1.980,00 TL nisbi vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa verilmesine,

5-) Davacı tarafından yapılan topl

am 1.308,20 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,

6-) Taraflarca yatırılan ve bakiye kalan gider avansının kararın kesinleşmesi ve talep halinde kendilerine iadesine,

Davalıların sair istinaf sebeplerinin reddine,

Peşin alınan istinaf karar harcının istinaf edene istemi halinde iadesine,

Davalı …’nin istinaf sebebiyle yapmış olduğu 5,80 TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine,

İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay’da temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 04.07.2018

 

 

No Comments

Post A Comment

FinlandEnglishRussiaGermanIran