TAPU İPTALİ TESCİL DAVASI - TAŞINMAZIN SULU YA DA KURU TARIM ARAZİSİ OLUP OLMADIĞI KONUSUNDA ZİRAAT MÜHENDİSİNDEN KANUNUN AMACINA UYGUN RAPOR ALINMASI GEREKTİĞİNE İLİŞKİN KARAR.
Alanya avukat olarak hizmet veren Aşıkoğlu Hukuk Bürosu, Eski Alanya Cumhuriyet Savcısı Mehmet Aşıkoğlu tarafından Alanya'da kuruldu.
alanya,hukuk,bürosu,avukat,dava,danışma,mehmet,aşıkoğlu,mehmet aşıkoğlu,savcı,eski,ceza,ticaret,haciz,alacak,borçlar,Mehemet,Aşıkoğlu,alanya,avukat,hukuk,bürosu,alanya avukat, mehmet aşıkoğlu, alanya hukuk bürosu
18847
post-template-default,single,single-post,postid-18847,single-format-standard,ajax_fade,page_not_loaded,,side_area_uncovered_from_content,vss_responsive_adv,vss_width_768,qode-theme-ver-14.2,qode-theme-bridge,wpb-js-composer js-comp-ver-5.4.7,vc_responsive
 

TAPU İPTALİ TESCİL DAVASI – TAŞINMAZIN SULU YA DA KURU TARIM ARAZİSİ OLUP OLMADIĞI KONUSUNDA ZİRAAT MÜHENDİSİNDEN KANUNUN AMACINA UYGUN RAPOR ALINMASI GEREKTİĞİNE İLİŞKİN KARAR.

TAPU İPTALİ TESCİL DAVASI – TAŞINMAZIN SULU YA DA KURU TARIM ARAZİSİ OLUP OLMADIĞI KONUSUNDA ZİRAAT MÜHENDİSİNDEN KANUNUN AMACINA UYGUN RAPOR ALINMASI GEREKTİĞİNE İLİŞKİN KARAR.

T.C. YARGITAY
20.Hukuk Dairesi

Esas: 2016/2639
Karar: 2016/4359
Karar Tarihi: 12.04.2016

TAPU İPTALİ TESCİL DAVASI – TAŞINMAZIN SULU YA DA KURU TARIM ARAZİSİ OLUP OLMADIĞI KONUSUNDA ZİRAAT MÜHENDİSİNDEN KANUNUN AMACINA UYGUN RAPOR ALINMASI GEREKTİĞİ – DELİLLERİN TÜMÜ BİRLİKTE DEĞERLENDİRİLEREK KARAR VERİLMESİ GEREKTİĞİ

ÖZET: Olayda, dava konusu taşınmazın sulu ya da kuru tarım arazisi olup olmadığı konusunda 5403 sayılı Kanunun ……….. maddesi ile Taşınmaz Malların Sınırlandırma Tespit ve Kontrol İşleri Hakkındaki Yönetmeliğin ………… maddesinin değişik ikinci fıkrası hükümlerine göre, sulu tarım arazisi: tarım yapılan bitkilerin büyüme devresinde ihtiyaç duyduğu suyun, su kaynağından alınarak yeterli miktarda ve kontrollü bir şekilde karşılandığı araziler olarak açıklandığından ziraat mühendisinden kanunun amacına uygun rapor alınmalı, bundan sonra toplanan delillerin tümü birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.

(4721 S. K. m. 713) (3402 S. K. m. 16) (6831 S. K. m. 17) (5403 S. K. m. 3) (Taşınmaz Malların Sınırlandırma, Tespit ve Kontrol İşleri Hakkında Yönetmelik m. 10)

Dava ve Karar: Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar … ve … … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

Davacı, dava dilekçesinde; sınırlarını bildirdiği … köyünde bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğunu iddia ederek Medeni Kanunun 713. maddesi hükmüne göre adına tescili istemiyle dava açmıştır.

Mahkemece; davanın kabulüne ve 2235 sayılı parsel içerisinde yer alan 23.05.2012 günlü fen bilirkişi krokisinde (A) ile gösterilen 2302,71 m²’lik alanın tapusunun ifrazı ve iptali ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalılar … ve … … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Kanunun 713. maddesi hükmüne göre taşınmazın tescili istemine ilişkindir.

Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1948 yılında yapılan orman kadastrosu ile 1977 ve 1988 yıllarında yapılarak kesinleşen aplikasyon, 2. madde ve 2/B madde çalışmaları bulunmaktadır. Tapulama çalışmaları 1960 yılında yapılarak kesinleşmiştir.

Yargılama sırasında 04/01/2012 tarihinde çekişmeli taşınmazın da içinde bulundu yer 2235 parsel numarası ve 30.651,27 m² yüzölçümüyle zeytinlik niteliğiyle ihdasen … adına tapuya kaydedilmiştir.

Mahkemece çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de yapılan inceleme ve araştırma hükme yeterli değildir. Şöyle ki, hükme dayanak alınan orman bilirkişi raporu yörede yapılan orman tahdidine ilişkin tüm belge ve haritalar dosyaya getirilmemesi nedeniyle denetlenemediği gibi çekişmeli taşınmazın memleket haritasında çevresinde bulunan parsellerle birlikte gösterilmemesi ve uygulanan hava fotoğrafının tarihi belirtilmemiş olması nedeniyle de hükme yeterli değildir. Ayrıca, bir taşınmazın kesinleşen orman kadastro sınırları dışında kalması ayrı, zilyetlikle kazanma koşullarının gerçekleşip gerçekleşmemesi ayrı konulardır. …, kazanma koşullarının oluşmadığını iddia ettiğine göre, bu konuların araştırılması gerekir.

O halde, mahkemece, dava konusu taşınmazın bulunduğu yeri komşuları ile birlikte gösterir 1/5000 ölçekli arazi kadastro paftasının orijinal fotokopi örneği ile yörede yapılan orman tahditlerine ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örnekleri, yine en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ile dava tarihinden 15 – 20 yıl önce iki ayrı tarihte çekilmiş stereoskopik hava fotoğrafları ve bu fotoğraflara dayanılarak üretilmiş orijinal renkli memleket haritaları bulunduğu yerlerden istenerek, bu belgeler ziraat fakültelerinin toprak bölümünden mezun olan bir ziraat mühendisi, bir harita-kadastro (jeodezi ve fotogrametri) mühendisi ile üç orman yüksek mühendisinden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle, dava konusu taşınmaz ile çevresine uygulanıp bu belgelerde dava konusu yer belirlendikten sonra, hava fotoğrafları ve dayanağı haritalar stereoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelettirilip, taşınmazın niteliğinin bu belgelerde ne şekilde görüldüğü, imar ve ihya ile zilyetliğin hangi tarihte başlayıp tamamlandığı belirlenmeli, bu belgeler ile kadastro paftası hem 1/5000 ve hem de 1/25000 ölçeklerinde eşitlenerek kadastro paftası ile düzenlenen harita, komşu ve yakın komşu taşınmazları da içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmazın konumunu, hava fotoğrafları ile orijinal renkli memleket haritaları üzerinde gösterir biçimde bilirkişi kurulundan ayrıntılı ve bilimsel verileri içerir, topografik ve memleket haritalarından yararlanılarak taşınmazın gerçek eğim durumunu gösterir rapor alınmalı; dava konusu taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olması veya kesinleşen orman kadastro sınırları dışında kalması ya da orman ve arazi kadastrosunun yapılıp kesinleştiği tarih ile dava tarihi arasında 20 yıldan fazla süre geçmesi o yerin kişiler adına tescili için yeterli olamayacağından bu şekilde yapılacak inceleme sonucu dava konusu yerin; orman sayılan veya orman rejimine girmiş yerlerden ya da 3402 sayılı Kanunun 16. maddesinde belirtilen özel mülkiyete tabi olmayacak, kamu mallarından olduğunun belirlenmesi, kamu hizmetine tahsis edilmiş, il, ilçe ve kasabaların nazım veya uygulamalı imar planlarının kapsadığı alanlarda kalmış, kadastro tesbitine itiraz davalarında ise kadastro tespit tutanağının düzenlendiği tarihten 20 yıl önce çekilmiş hava fotoğrafları ve bu fotoğraflardan üretilmiş memleket haritaları veya fotogrametri yöntemiyle düzenlenen kadastro paftalarına göre zilyet ve tasarruf edilmeyen yerlerden, kadastro tesbit ve tescil harici bırakma işleminin kesinleştiği tarihten tescil davasının açıldığı tarihe kadar 20 yıllık zilyetlik süresinin geçmemiş, o yerde orman kadastrosu kesinleşmiş olsun olmasın, taşınmazın 6831 sayılı Kanunun 17/2 ve 20.11.2012 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Orman Kadastrosu ve 2/B Uygulama Yönetmeliğinin 16/1-i maddeleri kapsamında orman içi açıklık konumundaki yerlerden de olmaması gereklidir.

Yukarıda yazılı koşulların somut olayda bulunmaması halinde, taşınmazın öncesinin ne olduğu, imar ve ihya yapılmışsa hangi tarihte başlayıp tamamlandığı, kimden kime kaldığı, zilyetliğin ne zaman başlayıp nasıl sürdürüldüğü ve ekonomik amacına uygun olup olmadığı, maddi olaylara dayalı ve ayrıntılı olarak, taşınmaz başında dinlenecek yerel bilirkişiler ile taraf tanıklarından sorulmalı, yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin doğruluğu yukarıda belirtilen ve gerçeğin kendisi olan belgelere dayalı olarak düzenlenecek bilirkişi kurulu raporuyla denetlenmeli, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları getirtilip uygulanmalı; bu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdiği araştırılmalı; keşif sırasında taşınmazın, çeşitli yönlerden hali hazır durumunu gösterir renkli fotoğrafları çektirilip onaylanarak ve taşınmaz fotoğraf üzerinde gösterilerek dava dosyası içine konulmalı, 3402 sayılı Kanunun 14/1. maddesinde yazılı 40 ve 100 dönüm kısıtlama araştırmasının aynı maddenin, 3/7/2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen ikinci fıkrası hükümleri nazara alınarak yapılması gerektiği düşünülerek, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları yönünden aynı çalışma alanı içerisinde belgesizden zilyetliğe dayalı olarak tesbit ve tescil edilen taşınmaz olup olmadığı, varsa cinsi, parsel numaraları ve miktarı, tapu müdürlükleri ve ilgili kadastro müdürlüklerinden ve yine, aynı kişiler tarafından açılan tescil davası olup olmadığı hukuk mahkemesi yazı işleri müdürlüklerinden ayrı ayrı sorularak gerektiğinde tesbit tutanak örnekleri ve tapu kayıtları ya da tescil dava dosyaları getirtilip incelenmeli, dava konusu taşınmazın sulu ya da kuru tarım arazisi olup olmadığı konusunda 5403 sayılı Kanunun 3/j maddesi ile Taşınmaz Malların Sınırlandırma Tespit ve Kontrol İşleri Hakkındaki Yönetmeliğin 10. maddesinin değişik ikinci fıkrası hükümlerine göre, sulu tarım arazisi: tarım yapılan bitkilerin büyüme devresinde ihtiyaç duyduğu suyun, su kaynağından alınarak yeterli miktarda ve kontrollü bir şekilde karşılandığı araziler olarak açıklandığından ziraat mühendisinden kanunun amacına uygun rapor alınmalı, bundan sonra toplanan delillerin tümü birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.

Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı … ve … …nin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün bozulmasına, temyiz harcının istek halinde iadesine 12.04.2016 günü oybirliği ile, karar verildi.

 

No Comments

Post A Comment

Hemen Arayın
EnglishGermanRussiaFinlandIran