Taahhüdün Geçerlilik Şartları
Aşıkoğlu Hukuk Bürosu, Eski Alanya Cumhuriyet Savcısı Mehmet Aşıkoğlu tarafından Alanya'da kurulmuş olup, yerli ve yabancı müvekkillere hukuki danışmanlık veren hukuk bürosudur.
alanya,hukuk,bürosu,avukat,dava,danışma,mehmet,aşıkoğlu,mehmet aşıkoğlu,savcı,eski,ceza,ticaret,haciz,alacak,borçlar,Mehemet,Aşıkoğlu,alanya,avukat,hukuk,bürosu,alanya avukat, mehmet aşıkoğlu, alanya hukuk bürosu
17737
post-template-default,single,single-post,postid-17737,single-format-standard,ajax_fade,page_not_loaded,,side_area_uncovered_from_content,qode-theme-ver-14.2,qode-theme-bridge,wpb-js-composer js-comp-ver-5.4.7,vc_responsive
 

Taahhüdün Geçerlilik Şartları

Taahhüdün Geçerlilik Şartları

 

 

T.C.
YARGITAY
19. CEZA DAİRESİ
ESAS NO. 2016/13073
KARAR NO. 2017/2290
KARAR TARİHİ. 16.3.2017

Borçlunun ödeme şartını ihlâl suçundan sanık …’in 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 340. maddesi gereğince 3 aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılmasına dair Alanya 1. İcra Ceza Mahkemesi’nin 13/02/2014 tarihli ve 2013/957 Esas, 2014/104 Sayılı kararı ile yine aynı sanığın 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 340. maddesi gereğince 3 aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılmasına dair Alanya 2. İcra Ceza Mahkemesi’nin 30/10/2014 tarihli ve 2014/1084 Esas, 2014/1484 Sayılı kararına yönelik itirazın reddine dair Alanya 1. İcra Ceza Mahkemesi’nin 17/11/2014 tarihli ve 2014/141 değişik iş sayılı kararı aleyhine Adalet Bakanlığı’nın 31/07/2016 gün ve 94660652-105-07-4589-2016-KYB sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 02/09/2016 gün ve KYB.2016-333621 Sayılı ihbarnamesi ile dairemize gönderilmekle okundu. 

Dosya kapsamına göre, sanığın Alanya 2. İcra Müdürlüğünün 2012/9339 Esas sayılı icra takip dosyasında borçlu olduğu, 12/02/2013 tarihli haciz esnasında borcun tamamını 30/04/2013 tarihinde ödeyeceğinden bahisle taahhütte bulunduğu, ancak taahhüdü ihlal etmesi üzerine Alanya 1. İcra Ceza Mahkemesi’nin 13/02/2014 tarihli ve 2013/957 Esas, 2014/104 Sayılı kararı ile tazyik hapsi ile cezalandırıldığı ve karar itiraz edilmeksizin kesinleştiği, daha sonra 14/05/2014 tarihinde yine haciz esnasında bu kez borcun tamamını 14/06/2014 tarihinde ödeyeceğinden bahisle ikinci kez taahhütte bulunduğu, ancak taahhüdü yine ihlal etmesi üzerine bu kez de Alanya 2. İcra Ceza Mahkemesi’nin 30/10/2014 tarihli ve 2014/1084 Esas, 2014/1484 Sayılı kararı ile tazyik hapsi ile cezalandırıldığı ve sanığın bu karara yönelik itirazının da reddedildiği anlaşılmış ise de,

1- ) Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 29/09/2009 tarihli ve 2009/16-188 Esas, 2009/205 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere aynı borç ilişkisi sebebiyle toplam tazyik hapsi miktarı 3 ayı geçemeyeceği gözetilmeden, yazılı şekilde iki kez 3 aya kadar tazyik hapsine karar verilmesinde,

2- ) 2004 Sayılı Kanun’un 340. maddesi gereğince taahhüdü ihlal suçunun oluşması için taahhüt tutanağında toplam borç miktarının, işleyen ve işleyecek faizin, vekalet ücreti, icra harç ve giderlerinin birlikte belirlenerek borçlunun taahhüdüne esas olan miktarın açıkça gösterilmesi gerektiğinden, somut olayda aynı icra takip dosyasında verilen 12/02/2013 tarihli ve 14/05/2014 tarihli iki ayrı taahhütnamede de taahhüt tarihinden ödeme tarihine kadar işleyecek faiz konusunda herhangi bir açıklık olmadığı gibi alacaklının son ödeme tarihine kadar işleyecek faizden feragat beyanının da yer almadığı ve bu sebeplerle işleyen ve işleyecek faiz miktarının taahhüt tutanağında ayrı ayrı gösterilmemesi sebebiyle belirsizlik bulunduğundan her iki taahhüdün geçerli olmadığı anlaşılmakla, sanığın üzerine atılı suçun unsurlarının oluşmaması sebebiyle beraat kararı verilmesi gerektiği cihetle, itirazın kabulüne karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde, isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309.maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla gereği görüşülüp düşünüldü:

SONUÇ : Kanun yararına bozma isteminin ( 2 ) no’lu nedeni yönünden yapılan incelemede; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği bu itibarla yerinde görüldüğünden, Alanya 1. İcra Ceza Mahkemesi’nin 13/02/2014 tarihli ve 2013/957 Esas, 2014/104 Sayılı kararı ve 17/11/2014 tarihli ve 2014/141 değişik iş sayılı kararının CMK’nın 309/4-d maddesi uyarınca BOZULMASINA, kabahatli ( sanık ) hakkında verilen her iki dosyadaki tazyik hapsinin kaldırılmasına, bozma sebebine göre kanun yararına bozma isteminin ( 1 ) no’lu nedeni yönünden karar verilmesine yer olmadığına, 16.03.2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

 

T.C.
YARGITAY
19. CEZA DAİRESİ
ESAS NO:2017/1481
KARAR NO:2017/2585
KARAR TARİHİ:22/03/2017 

>ÖDEME TAAHHÜDÜNÜ İHLAL, FAİZİN AÇIKÇA BELİRTİLMEMESİ.

Borçlunun ödeme şartını ihlâl suçundan sanık …’in, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 340. maddesi gereğince 3 ay tazyik hapsi ile cezalandırılmasına ilişkin … İcra Ceza Mahkemesinin 19/04/2016 tarihli ve 2015/276 Esas, 2016/114 sayılı kararına vaki itirazın reddine ilişkin … İcra Ceza Mahkemesinin 25/05/2016 tarihli ve 2016/36 değişik iş sayılı kararı aleyhine Adalet Bakanlığının 25/01/2017 gün ve … sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 03/02/2017 gün ve KYB…. sayılı ihbarnamesi ile dairemize gönderilmekle okundu.

Anılan ihbarnamede; 

Dosya kapsamına göre, 2004 sayılı Kanun’un 340. maddesi gereğince taahhüdü ihlal suçunun oluşması için taahhüt tutanağında toplam borç miktarının, işleyen ve işleyecek faizin, vekalet ücreti, icra harç ve giderlerinin birlikte belirlenerek borçlunun taahhüdüne esas olan miktarın açıkça gösterilmesi gerektiğinden, 03/07/2014 tarihli ödeme taahhüdünde işlenen faiz 641,426,15 Türk lirası olarak belirtilmiş ise de, bu faizin hangi dönemleri kapsadığı, icra takibinin kesinleştiği tarihten taahhüt tarihine kadar işlemiş ve taahhüt tarihinden son ödeme tarihine kadar işleyecek faiz olup olmadığı konusunda herhangi bir açıklık olmadığı gibi, alacaklının son ödeme tarihine kadar işleyecek faizden feragat beyanının da yer almadığı ve bu nedenlerle işleyen ve işleyecek faiz miktarının taahhüt tutanağında ayrı ayrı gösterilmemesi nedeniyle belirsizlik bulunduğundan taahhüdün geçerli olmadığı anlaşılmakla, sanığın üzerine atılı suçun unsurlarının oluşmaması nedeniyle itirazın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla gereği görüşülüp düşünüldü;

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden … İcra Ceza Mahkemesinin 25/05/2016 tarihli ve 2016/36 değişik iş sayılı kararının CMK’nın 309/4-d. maddesi uyarınca BOZULMASINA, kabahatli hakkında ödeme şartını ihlal eyleminden dolayı hükmolunan tazyik hapsinin kaldırılmasına, 22/03/2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

 

  1. Ceza Dairesi 2014/13014 E. , 2014/13251 K.

    Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 05.05.2014 gün ve 2014/8857-30083 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 21.05.2014 gün ve KYB. 2014/182797 sayılı ihbarnamesi ile;

    Ödeme şartını ihlal suçundan sanık N.. G.. hakkında yapılan yargılama sonucunda beraatine dair Bolu 1. İcra Ceza Mahkemesinin 24/10/2013 tarihli ve 2013/607 esas, 2013/1172 sayılı kararına yönelik itirazın kabulü ile beraat kararının kaldırılmasına, sanığın 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 340. maddesi gereğince 3 aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılmasına ilişkin Bolu 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 21/11/2013 tarihli ve 2013/632 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosyanın incelenmesinde;

    1- Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.2.2001 tarihli ve 2001/8-19 esas ve 2001/26 sayılı kararında da belirtildiği üzere, taahhüdü ihlal suçunun oluşabilmesi için ödenecek toplam miktarın rakamsal olarak belirlenmesi, tarafların belirlenen bu miktar üzerinde icap ve kabulde bulunmasının zorunlu olduğu, bu miktar belirlenmediğinde hangi miktar için taahhütte bulunulduğu ve kabulün de hangi miktara göre yapıldığı saptanamayacağından, ödeme koşulunun ihlali halinde cezai sorumluluk doğmayacağı, somut olayda 14/02/2013 tarihli taahhüt tutanağında borç miktarının gerçekte 7.154,83 Türk lirası olmasına rağmen borçlu aleyhine olacak şekilde 7.166,68 Türk lirası olarak fazla hesaplandığı, ödeme taahhüdünün hukuken geçerli olmadığı,

    2- Borçlu sanığa ödeme emrinin tebliğine dair 18/12/2012 tarihli tebligatın, hukuki denetime elverişle geçerli bir adresin yazılmamasından ötürü 7201 sayılı Tebligat Kanununun 9 ve 23. maddesindeki şartları taşımadığından dolayı geçersiz olduğu,

    3- Borçlu sanığa taahhüdü kabul muhtırasının tebliğine dair 22/02/2013 tarihli tebligatın, fabrika adresi olması nedeniyle 7201 sayılı Tebligat Kanununun 18. maddesine göre yapılması gerekirken bu duruma aykırı yapılan tebligatın da geçersiz olduğu,

    Bu durumda atılı suçun oluşmadığı gözetilmeden itirazın reddi yerine yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, anılan kararın bozulması istenilmiş olmakla, Dairemize gönderilen dosya incelenerek gereği görüşüldü:

    İncelenen dosya içeriğine göre, ihbarnamedeki düşünceler yerinde görüldüğünden, Bolu 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.11.2013 tarih ve 2013/632 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu konuda CMK’nun 309/4-d maddesi gereğince karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkında hükmolunan tazyik hapsi cezasının çektirilmemesine, dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.07.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.

 

 

 

 

1.Borç ferilerinin icra haciz tutanağına tek tek yazılması gerekmektedir.

2.Ödeme tarih ve miktarları açık ve anlaşılır olmalı

3.Alacaklının veya vekilinin onaylaması ve imzası gerekli

4.Eğer taahhüt avukat katibi tarafından alınmıssa “ taahhüt muhturası” ilk ödeme tarihinden önce tebli olmalı.

5.Alacaklıya veya avukata yapılan ödemelerin belgesi icra dosyasına tahsilat bildirimi yapılmalı

6.İcra dosyasındaki asıl alacak asgeri ücretin üstünde olmalı

7.Borçlu taahhütü kabul ettiğini elle yazmalı ve kabul edyorum diye imzalamalı

8.Hesaplamalarda,taksitler belirtilirken aradaki faiz hesaplamaları düzgün yapılmalı

9.Taahhüt tutanağı icra dosyasında ıslak imzalı olmalı

10.Taksidin ödenmediği günden 90 gün içinde taahhüt cezası açılmış olmalı.

 

 

T.C.
YARGITAY
19. CEZA DAİRESİ
ESAS NO:2017/1481
KARAR NO:2017/2585
KARAR TARİHİ:22/03/2017

>ÖDEME TAAHHÜDÜNÜ İHLAL, FAİZİN AÇIKÇA BELİRTİLMEMESİ. 

Borçlunun ödeme şartını ihlâl suçundan sanık …’in, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 340. maddesi gereğince 3 ay tazyik hapsi ile cezalandırılmasına ilişkin … İcra Ceza Mahkemesinin 19/04/2016 tarihli ve 2015/276 Esas, 2016/114 sayılı kararına vaki itirazın reddine ilişkin … İcra Ceza Mahkemesinin 25/05/2016 tarihli ve 2016/36 değişik iş sayılı kararı aleyhine Adalet Bakanlığının 25/01/2017 gün ve … sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 03/02/2017 gün ve KYB…. sayılı ihbarnamesi ile dairemize gönderilmekle okundu.

Anılan ihbarnamede;

Dosya kapsamına göre, 2004 sayılı Kanun’un 340. maddesi gereğince taahhüdü ihlal suçunun oluşması için taahhüt tutanağında toplam borç miktarının, işleyen ve işleyecek faizin, vekalet ücreti, icra harç ve giderlerinin birlikte belirlenerek borçlunun taahhüdüne esas olan miktarın açıkça gösterilmesi gerektiğinden, 03/07/2014 tarihli ödeme taahhüdünde işlenen faiz 641,426,15 Türk lirası olarak belirtilmiş ise de, bu faizin hangi dönemleri kapsadığı, icra takibinin kesinleştiği tarihten taahhüt tarihine kadar işlemiş ve taahhüt tarihinden son ödeme tarihine kadar işleyecek faiz olup olmadığı konusunda herhangi bir açıklık olmadığı gibi, alacaklının son ödeme tarihine kadar işleyecek faizden feragat beyanının da yer almadığı ve bu nedenlerle işleyen ve işleyecek faiz miktarının taahhüt tutanağında ayrı ayrı gösterilmemesi nedeniyle belirsizlik bulunduğundan taahhüdün geçerli olmadığı anlaşılmakla, sanığın üzerine atılı suçun unsurlarının oluşmaması nedeniyle itirazın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla gereği görüşülüp düşünüldü;

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden … İcra Ceza Mahkemesinin 25/05/2016 tarihli ve 2016/36 değişik iş sayılı kararının CMK’nın 309/4-d. maddesi uyarınca BOZULMASINA, kabahatli hakkında ödeme şartını ihlal eyleminden dolayı hükmolunan tazyik hapsinin kaldırılmasına, 22/03/2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

 

 

 

 

YARGITAY 11. Ceza Dairesi
Esas: 2014/2326
Karar: 2014/2512

Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 09/12/2013 gün ve 2013/18498/75000 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 25/12/2013 gün ve KYB.2013/398784 sayılı ihbarnamesi ile;

Borçlunun ödeme şartını ihlal suçundan sanık …hakkında yapılan yargılama sonucunda beraatine dair …5. İcra Ceza Mahkemesinin 26/01/2012 tarihli ve 2011/684 Esas, 2012/29 sayılı kararına yönelik itirazın kabulü ile sanığın 3 aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılmasına ilişkin …6. İcra Ceza Mahkemesinin 14/06/2012 tarihli ve 2012/70 Değişik İş sayılı kararını kapsayan dosyanın incelenmesinde;

Sanığın taahhüdünü içeren 03/02/2011 tarihli tutanakta ödenmesi gerekli toplam borç miktarının tüm fer’ileri ile birlikte hesaplanıp açıkça gösterilmesi gerektiği, takip masrafları ile taahhüt tarihine kadar işlemiş faiz alacağının taahhütte açıkça yer almadığı gibi bunlardan feragat edildiğine dair alacaklı vekilinin beyanının da olmadığı, dolayısıyla söz konusu taahhütün hukuken geçersiz olduğu ve sanığa isnat edilen suçun oluşmadığı nazara alınmadan, itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, anılan kararın bozulması istenilmiş olmakla, Dairemize gönderilen dosya incelenerek gereği görüşüldü:

İncelenen dosya içeriğine, kanun yararına bozma istemine atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden, …6. İcra Ceza Mahkemesinin 14.06.2012 gün ve 2012/70 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu konuda CMK’nun 309/4-d maddesi gereğince karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkında hükmolunan tazyik hapsi cezasının çektirilmemesine, dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.02.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.

YARGITAY 12. Hukuk Dairesi
ESAS: 2013/34807
KARAR: 2014/921

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :

KARAR

Borçlu hakkında muhtelif vade ve miktarlı bonolara dayalı olarak 27.04.2011 tarihinde kambiyo takibi yapılmıştır. Borçlu, 17.05.2011 tarihinde icra müdürlüğüne gelerek takip konusu borcu kabul ile taksitle ödeme taahhüdünde bulunmuş ve bu taahhüdün altını da icra müdürü huzurunda imzalamıştır. Alacaklı vekilinin ödeme taahhüdünü kabul ve bu konuda borçluya ödeme taahhüdü gönderilmesi talebi üzerine icra dairesince 10.06.2011 tarihli muhtıranın borçluya gönderildiği anlaşılmaktadır.

Daha sonra borçlunun bu muhtıranın ve ödeme taahhüdünün iptali isteğiyle icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece de şikayet kabul edilerek 10.06.2011 tarihli taahüdü kabul muhtırasının iptaline karar verildiği görülmektedir.

İİK.nun taksitle ödeme başlıklı 111.maddesinde aynen; “Borçlu alacaklının satış talebinden evvel borcunu muntazam taksitlerle ödemeği taahhüt eder ve birinci taksiti de derhal verirse icra muamelesi durur. Şu kadar ki borçlunun kafi miktar malı haczedilmiş bulunması ve her taksitin borcun dörtte biri miktarından aşağı olmaması ve nihayet aydan aya verilmesi ve müddetin üç aydan fazla olmaması şarttır. Borçlu ile alacaklının borcun taksitlendirilmesi için icra dairesinde yapacakları sözleşme veya sözleşmelerin devamı süresince 106 ve 150/e maddelerindeki süreler işlemez. Ancak bu sözleşme veya sözleşmelerin toplam süresinin on yılı aşması halinde, aştığı tarihten itibaren süreler kaldığı yerden işlemeye başlar. Taksitlerden biri zamanında verilmezse icra muamelesi ve süreler kaldığı yerden devam eder” düzenlemesine yer verilmiştir.

Somut olayda anılan madde hükmüne uygun bir ödeme taahhüdü bulunduğu gibi, ödeme taahhüdünde bulunmak için takibin kesinleşmesi de gerekmediğinden mahkemece şikayetin reddi yerine kabulü yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.

SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 16/01/2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.

 

http://www.myicra.com/forum/printthread.php?tid=147

 

 

 

  1. HACİZ ESNASINDA YAPILAN ÖDEME TAAHHÜDÜ:

 

Haciz esnasında yapılan ödeme taahhüdü aşağıdaki gerekçelerle hukuken geçerli değildir. Çünkü haciz yeri icra müdürlüğü (icra müdürünün bulunduğu yer) değildir. Haciz yeri ile icra müdürlüğünün iki farklı hukuki anlamı ve sonuçları bulunmaktadır.

 

Öncelikle icra müdürlüğüne kimseyi zorla getirip ödeme taahhüdü alamazsınız. Bunun yasal dayanağı bulunmamaktadır. Haciz yerine ise haciz memuru ve alacaklı ya da vekili ile bazende polisle gitmek zorundasınız. Bu durumda haciz yeri borçlunun isteği ile meydana gelen bir yer değil, yasa zoruyla hukuken var olan bir yerdir. Bu durumda borçlunun özgür iradesiyle vermesi gereken bir taahhüt, borçlunun mallarının borca karşılık olarak yasanın izin verdiği ölçülerde zorla alınacağı bir ortamda alınan bir taahhüde dönüşmektedir. Bu durumda borçlunun kendi isteği ile taahhüdü verdiğinden söz edilemez. En azından icra müdürlüğüne kendi isteği ile gelen borçlunun serbestliği içinde olamaz. Bu durumda bağımsız irade ile alınması gereken bir belge haciz baskısı altında alınmış olmaktadır. Bu haliyle ödeme taahhüdü borçluya taksitle ve ileri bir tarihte ödeme yapması için tanınan bir hak olmaktan çıkarak alacaklının haciz esnasında kullanabileceği ve tamamen alacaklının inisiyatifine kalmış bir hak haline gelmektedir.

 

Baki Kuru İcra ve İflas Hukuku El Kitabı’nda haciz esnasında yapılan taahhüdün geçerli olduğunu belirtmektedir. Haciz esnasında yapılan taahhüt borçluya mallarının haczedilmesini önleme olanağı vermekte ve bu durum borçlu açısından bir avantaj olarak kabul edilmektedir. Haciz esnasında icra müdürünü haciz memuru yetkilendirilmiş olmakla temsil ettiğinden “icra dairesinde yapılmak” ifadesinden icra müdürü huzurunda yapılması anlaşıldığına göre onun yetkilendirdiği bir memur önünde yani haciz esnasında da yapılmasında hukuken bir sakınca görülmemektedir. Nitekim Yargıtay 16 ve 17‘inci Hukuk Dairelerinin 2004 yılındaki bir kısım kararları da bu yöndedir.

 

 

No Comments

Post A Comment

FinlandEnglishRussiaGermanIran