MUHTESAT AİDİYETİNİN TESPİTİ YARGITAY KARARI
Alanya avukat olarak hizmet veren Aşıkoğlu Hukuk Bürosu, Eski Alanya Cumhuriyet Savcısı Mehmet Aşıkoğlu tarafından Alanya'da kuruldu.
alanya,hukuk,bürosu,avukat,dava,danışma,mehmet,aşıkoğlu,mehmet aşıkoğlu,savcı,eski,ceza,ticaret,haciz,alacak,borçlar,Mehemet,Aşıkoğlu,alanya,avukat,hukuk,bürosu,alanya avukat, mehmet aşıkoğlu, alanya hukuk bürosu
18390
post-template-default,single,single-post,postid-18390,single-format-standard,ajax_fade,page_not_loaded,,side_area_uncovered_from_content,vss_responsive_adv,vss_width_768,qode-theme-ver-14.2,qode-theme-bridge,wpb-js-composer js-comp-ver-5.4.7,vc_responsive
 

MUHTESAT AİDİYETİNİN TESPİTİ YARGITAY KARARI

MUHTESAT AİDİYETİNİN TESPİTİ YARGITAY KARARI

T.C. YARGITAY

8.Hukuk Dairesi

 

Esas:  2014/506

Karar: 2014/18999

Karar Tarihi: 23.10.2014

 

MUHTESAT AİDİYETİNİN TESPİTİ DAVASI – MUHDESATIN TAŞINMAZIN ZEMİNİNDEN AYRI OLARAK SATILMASININ MÜMKÜN OLMADIĞI – TAŞINMAZ ARZINDAN PAY SATIN ALANIN PAYI ORANINDA ÜZERİNDEKİ MUHDESATIN DA SAHİBİ OLDUĞU – HÜKMÜN BOZULMASI GEREĞİ

 

ÖZET: Muhdesatın taşınmazın zemininden (arzdan) ayrı olarak satılması mümkün değildir. Hal böyle olunca, muhdesat niteliğindeki şeftali ağaçları bakımından, davacı M.. A.. A..’ın bu kısmı satın aldığı ve kullanımında olduğu, satıcısının hakkını devraldığına göre, bu hususta kabul kararı verilmesi gerekirken, reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.

 

(6100 S. K. m. 26) (1086 S. K. m. 74) (4721 S. K. m. 684, 688, 718)

 

Dava: Ş.. A.. ile A.. A.. ve müşterekleri, birleşen dosyada davacılar M.. Ç.. aralarındaki muhtesat aidiyetinin tespiti davasının kısmen kabulüne, kısmen reddine dair Buldan Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen 19.07.2013 gün ve 353/244 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı, birleşen dosyada davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

 

Karar: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu 352 parsel sayılı taşınmazın ortaklığının giderilmesi için Buldan Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011/263 Esas sayılı dosyası üzerinden dava açıldığını, taşınmaz üzerinde bulunan bağ olarak belirtilen kısma vekil edeni tarafından bir kısım masraflar yapıldığını, yüksek bağ sistemi dikildiğini, 500 metre ileriden sulama tesisatı döşendiğini, yüksek sistem masrafları (beton direk, tel, T demiri, işçilik ve giderler) vekil edeni tarafından karşılandığını açıklayarak söz konusu muhdesatların ve güncel değerlerinin bilirkişi tarafından tespit edilmesini istemiştir.

 

Davalı-birleşen dava davacısı M.. Ç.. vekili dava dilekçesinde; dava konusu 352 parsel sayılı taşınmazın ortaklığının giderilmesi için Buldan Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2011/263 Esas sayılı dosyası üzerinden dava açıldığını, vekil edeninin kendi miras hissesi üzerinde yüksek sistem bağ diktiğini, yargılama esnasında davalı F.. K..’ın fiilen kullandığı kısımdaki şeftali ağaçlarını temellük ettiğini açıklayarak, taşınmaz üzerindeki şeftali ağaçları ve yüksek sistem bağın ve faydalı masrafların vekil edenine ait olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir. Asıl dava yönünden yargılama oturumundaki beyanında davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

 

Davalı S.. Ç.. ve R.. Ç.. yargılama oturumundaki beyanlarında; davacı Şahin’in babasından kalan bağı söküp yeni bağ yaptığını, davacı Mehmet Ali’nin ise boş tarlayı bağa dönüştürdüğünü açıklayarak her iki davanın reddini savunmuşlardır.

 

Davalı M.. A..; davacı Ş.. A..’ın dava konusu yere 20 yıl öncesinde bağ dikildiğini, kendi hissesini de davacı Ş..’in kullandığını, davacı Ş..’in davasına bir diyeceğinin olmadığını ancak birleşen dava davacısı M.. Ç..’in davasını kabul etmediğini açıklayarak, birleşen davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

 

Davalı A.. A..; davacı Ş..’in babası olduğunu, dava konusu bağları kendisinin 20-25 yıl önce diktiğini, ancak, davacı oğlunun kendisine bağın işlerinde yardımcı olduğunu, birleşen dava davacısı M.. Ç..’in ise dava konusu ettiği bağı geçen yıl diktiğini açıklayarak, davacı Ş.. A..’ın davasının kabulüne; birleşen dava davacısı M.. A.. Ş..’in davasının reddine karar verilmesini savunmuştur.

 

Mahkemece, asıl dava yönünden davanın kısmen kabulü Denizli İli, B.. İlçesi, K.. Köyü, .. parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişi raporunda (B) ile gösterilen alandaki yüksek sistem bağın ve damlama sulama tesisinin davacının miras bırakanı A.. A..’a ait olduğunun tespitine, birleşen dava yönünden davanın kısmen kabulü ile Denizli İli B.. İlçesi, K.. Köyü, 352 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişi raporunda (E) ile gösterilen alandaki yüksek sistem bağın davacı M.. Ç..’e ait olduğunun tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmesi üzerine, hüküm davalı-birleşen dava davacısı M.. Ç.. tarafından asıl dava ve birleşen dava yönünden temyiz edilmiştir.

 

Asıl dava yönünden, davalı-birleşen dava davacısı M..A.. A..vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;

 

Mahkemece davacı Ş..’in dava dilekçesinde faydalı masrafların kendisi tarafından yaptırıldığını iddia ettiği ve çoğun içinde azı da vardır kuralı gerekçe gösterilerek, muhdesatların davacı Ş..’in miras bırakanı babası A.. A.. tarafından yaptırıldığının tespitine karar verilmiş ise de, mahkemenin bu görüşüne katılma olanağı bulunmamaktadır. Şöyle ki; toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; davaya konu 352 parsel sayılı taşınmazın davalı F.. K.. dışında, asıl dava ve birleşen dava davacıları ile davalılar adına paylı olarak “tarla” vasfıyla tapuda kayıtlı olduğu, taşınmaz üzerinde bulunan teknik bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen muhdesat niteliğindeki bağ ve bağa yönelik sulama sisteminin davacı Ş.. A..’ın babası A.. A.. tarafından yaptırıldığı, A.. A..’ın dava konusu taşınmazda 1/12 hisse sahibi olduğu ve asıl dava ve birleşen davada davalı safhında yer aldığı görülmektedir. Hemen belirtmek gerekir ki; 6100 sayılı HMK’nun 26. (HUMK’nun 74.) maddesi hükmüne göre; Mahkeme tarafların iddia ve savunmaları ve talepleri ile bağlıdır. Mahkeme talepten fazlasına veya başka bir şeye hükmetmesi olanak dışıdır. Somut olayda, davacı Ş.. A..’ın babası A.. A..’ın henüz miras bırakan sıfatını taşımadığı, bundan öte, asıl ve birleşen davalarda davalı sıfatına haiz olduğu ve A.. A.. tarafından usulüne uygun açılmış bir dava ve talep bulunmadığı halde, mahkemece yazılı gerekçe ile dava konusu muhdesatların A.. A..’a ait olduğunun tespitine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

 

Davalı-birleşen dava davacısı M.. A..A.. vekilinin birleşen davaya yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;

 

Dava dilekçesi içeriği ve toplanan delillerden, tespiti istenen davaya konu şeftali ağaçlarının daha önce taşınmazda pay sahibi olan F.. K.. tarafından dikildiği, davacı M.. A..A..’ın muhdesatı önceki paydaş F.. K..’tan satın aldığını öne sürerek görülen davayı açtığı anlaşılmaktadır. Hemen belirtmek gerekir ki; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun mülkiyet hakkının kapsamına ilişkin 684. maddesi hükmüne göre, bir şeye malik olan o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olduğu gibi, 718. maddesi hükmüne göre de taşınmaz mülkiyeti araziyle birlikte arazinin üzerinde bulunan bütünleyici parça niteliğindeki muhtesatları da kapsar. Yine aynı Kanun’un 688. maddesinde açıklandığı üzere paylı mülkiyette birden çok kimse maddi olarak bölünmüş olmayan bir şeyin tamamına belli paylarla maliktir. Açıklanan hukuki olgular gözetildiğinde taşınmaz arzından pay satın alan, payı oranında üzerindeki muhdesatın da sahibi olur. Muhdesatın taşınmazın zemininden (arzdan) ayrı olarak satılması mümkün değildir. Hal böyle olunca, muhdesat niteliğindeki şeftali ağaçları bakımından, davacı M.. A.. A..’ın bu kısmı satın aldığı ve kullanımında olduğu, satıcısının hakkını devraldığına göre, bu hususta kabul kararı verilmesi gerekirken, reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.

 

Bundan ayrı; birleşen davaya konu, davacı Mehmet tarafından yetiştirilen bağ omcalarının, yargılama esnasında dikildiği ve muhdesat niteliğinde olmadıkları anlaşılmıştır. Mahkemece bahsi geçen bağ omcaları yönünden kabul kararı verilmesi doğru görülmemiş ise de; temyiz edenin sıfatı yönünden bozma sebebi yapılmamıştır.

 

Sonuç: Davalı-birleşen dava davacısı M.. A..A.. vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerindedir. Kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK’nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 149,90 TL peşin harcın istek halinde iadesine 23.10.2014 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)

 

Sinerji Mevzuat ve İçtihat Programı

 

No Comments

Post A Comment

Hemen Arayın
FinlandEnglishRussiaGermanIran