Mecburi Askerlik Görevi Ve Nafaka Yükümlülüğü
Alanya avukat olarak hizmet veren Aşıkoğlu Hukuk Bürosu, Eski Alanya Cumhuriyet Savcısı Mehmet Aşıkoğlu tarafından Alanya'da kuruldu.
alanya,hukuk,bürosu,avukat,dava,danışma,mehmet,aşıkoğlu,mehmet aşıkoğlu,savcı,eski,ceza,ticaret,haciz,alacak,borçlar,Mehemet,Aşıkoğlu,alanya,avukat,hukuk,bürosu,alanya avukat, mehmet aşıkoğlu, alanya hukuk bürosu
21198
post-template-default,single,single-post,postid-21198,single-format-standard,bridge-core-2.5,ajax_fade,page_not_loaded,,side_area_uncovered_from_content,vss_responsive_adv,vss_width_768,qode-theme-ver-14.2,qode-theme-bridge,wpb-js-composer js-comp-ver-6.4.1,vc_responsive
 

Mecburi Askerlik Görevi Ve Nafaka Yükümlülüğü

Mecburi Askerlik Görevi Ve Nafaka Yükümlülüğü

Geliri ve serveti olmayan ve mecburi askerliğe giden kişi nafakadan sorumlu tutulamaz. Örnek Yargıtay Karar’ını inceleyebilirsiniz.

 

 

  1. Hukuk Dairesi   

 

Esas Numarası: 2016/20858

 

Karar Numarası: 2018/8072

 

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı erkek tarafından, kadının kabul edilen davası, kusur belirlemesi, kendisinin reddedilen tazminat talepleri, nafakalar ve velayet yönünden, davalı-karşı davacı kadın tarafından ise, kusur belirlemesi, kendisinin reddedilen tazminat talepleri, yoksulluk ve iştirak nafakalarının miktarlarına yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2- Mahkemece boşanmaya sebep olan olaylarda taraflar eşit kusurlu kabul edilerek her iki boşanma davasının kabulüne karar verilmişse de; yapılan yargılama ve toplanan delillerden davacı-karşı davalı erkeğin bağımsız konut temin etmediği, eşini tehdit ettiği, eşine fiziksel şiddet uyguladığı, hakaret ettiği, eşini ailesiyle görüştürmediği, ailesinin evliliğe müdahalesine, eşine tehdit ve hakarette bulunmasına sessiz kaldığı; davalı-karşı davacı kadının ise eşine hakaret ettiği, birlik görevlerini ihmal ettiği, ailesinin evliliğe müdahalesine, eşine tehdit ve hakarette bulunmasına sessiz kaldığı anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu duruma göre boşanmaya neden olan olaylarda davalı-karşı davacı kadına oranla davacı-karşı davalı erkeğin daha ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Hal böyleyken, tarafların eşit kusurlu kabul edilmesi doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.
3-Yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple boşanmaya sebebiyet veren vakıalarda davacı-davalı erkek ağır kusurlu olup, bu kusurlu davranışlar aynı zamanda kadının kişilik haklarına saldırı teşkil eder niteliktedir. Kadın boşanma sonucu eşinin maddi desteğinden yoksun kalmıştır. Kadın yararına Türk Medeni Kanunu’nun 174/1-2 maddesi koşulları oluşmuştur. Tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kusurların ağırlığı ve hakaniyet ilkesi çerçevesinde kadın yararına maddi ve manevi tazminat takdiri gerekirken yazılı şekilde reddine karar verilmesi doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.
4-Davacı-karşı davalı erkeğin yargılama sırasında askere alındığı anlaşılmaktadır. Mecburi askerlik görevini yapmakta olan ve hiç bir geliri ve serveti olmayan erkek nafaka ile sorumlu tutulamaz. (12.12.1966 tarihli 5/11 sayılı içt.bir.kr.) Davacı-davalı erkeğin askerlik dönemi içerisinde tedbir nafakasından sorumlu tutulmaması gerekirken, bu dönemi de kapsayacak şekilde davalı-karşı davacı kadın ve ortak çocuk yararına tedbir nafakasına hükmedilmesi doğru olmamıştır.
5-Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre davalı-karşı davacı kadına takdir edilen yoksulluk nafakası fazladır. Mahkemece Türk Medeni Kanununun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun miktarda nafakaya hükmedilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
6-Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre ortak çocuk yararına takdir edilen iştirak nafakası fazladır. Mahkemece Türk Medeni Kanununun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun nafakaya hükmedilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda 2., 3., 4., 5. ve 6. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA
istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, iş bu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 26.06.2018 (Salı)

No Comments

Sorry, the comment form is closed at this time.

EnglishGermanRussiaFinlandIran Hemen Arayın