Yoksulluk Nafakası Almayı Önlemeyeceğine İlişkin Yargıtay Kararı
Alanya avukat olarak hizmet veren Aşıkoğlu Hukuk Bürosu, Eski Alanya Cumhuriyet Savcısı Mehmet Aşıkoğlu tarafından Alanya'da kuruldu.
alanya,hukuk,bürosu,avukat,dava,danışma,mehmet,aşıkoğlu,mehmet aşıkoğlu,savcı,eski,ceza,ticaret,haciz,alacak,borçlar,Mehemet,Aşıkoğlu,alanya,avukat,hukuk,bürosu,alanya avukat, mehmet aşıkoğlu, alanya hukuk bürosu
16811
post-template-default,single,single-post,postid-16811,single-format-standard,ajax_fade,page_not_loaded,,side_area_uncovered_from_content,vss_responsive_adv,vss_width_768,qode-theme-ver-14.2,qode-theme-bridge,wpb-js-composer js-comp-ver-5.4.7,vc_responsive
 

Yoksulluk Nafakası Almayı Önlemeyeceğine İlişkin Yargıtay Kararı

Yoksulluk Nafakası Almayı Önlemeyeceğine İlişkin Yargıtay Kararı

T.C.
YARGITAY
3. Hukuk Dairesi                                                                                                                                                                                                              Esas No             : 2008/6915
Karar No          :2008/7602
Karar Tarihi   : 01.05.2008

NAFAKA DAVASI – DAVALININ ALDIĞI MAAŞIN İNSANCA YAŞAYIP
GEÇİNME OLANAĞI SAĞLAYAMAYACAĞI – DAVALININ
YOKSULLUKTAN KURTULAMAYACAĞI – DAVALININ ÇALIŞMA
OLGUSUNUN SÜREKLİLİK ARZ ETMEYEBİLECEĞİ – DAVANIN REDDİ
GEREĞİ

ÖZET: Asgari ücretle özel bir şirkette çalışmaya başlayan davalının aldığı maaşın, insanca yaşayıp
geçinme olanağı sağlayamayacağı, onu yoksulluktan kurtarmayacağı kuşkusuzdur. Kaldı ki, davalının
çalışma olgusunun süreklilik arzetmeyebileceği de gözetildiğinde, mahkemece; davanın reddine karar
verilmesi gerekir.
(4721 S. K. m. 175) (YHGK. 07.10.1998 T. 1998/2-656 E. 1998/688 K.)
Dava: Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece
verilen hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Karar: Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup
gereği düşünüldü.
Karar: Davacı (koca), davalının boşanmadan sonra 11.11.2006 tarihinden itibaren sigortalı olarak
çalışmaya başladığını, dolayısıyla yoksulluktan kurtulduğunu ileri sürerek aylık 250,00 YTL yoksulluk
nafakasının kaldırılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı (kadın) cevap dilekçesinde; davacıdan yoksulluk nafakası almak koşulu ile boşandığını, girdiği
işten de çıkartıldığını, bulduğu işlerin süreklilik arzetmediğini, şu an işsiz olduğunu beyanla davanın
reddini savunmuştur.
Mahkemece, boşanma davası sırasında davalının çalışmadığı, daha sonra sigortalı olarak işe girdiği,
halen asgari ücretle çalışıp düzenli gelir elde ettiğinden söz edilerek yoksulluk nafakasının dava tarihi
itibariyle kaldırılmasına karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğinden, tarafların anlaşmalı olarak boşandıkları, boşanmanın mali sonuçları konusundaki
anlaşmanın mahkemece de uygun bulunarak 20.2.2006 dava tarihinden itibaren davalı için aylık
250,00 YTL yoksulluk nafakasına karar verildiği anlaşılmıştır.
MK gereğince hükmü getirilmiştir.
Yoksulluğun hukuksal kavramı sözkonusu bu maddede tanımlanmamış ise de, YHGK’un 7.10.1998
tarih ve 2-656-688 sayılı-kararında kabul edildiği gibi yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür
gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak
düzeyde geliri olmayanları yoksul kabul etmek gerekir.
Davalının, boşanmadan sonra sigortalı bir işe girip çıktığı, dava tarihinde de asgari ücretle Y. adlı
şirkette çalıştığı anlaşılmaktadır.
Belirtmek gerekir ki; HGK’nın yerleşik kararlarında, asgari ücretle çalışılmakta bulunması
bağlanmasını olanaksız kılan bir olgu kabul edilmemiştir.
Somut olayda; asgari ücretle özel bir şirkette çalışmaya başlayan davalının aldığı maaşın, insanca
yaşayıp geçinme olanağı sağlayamayacağı, onu yoksulluktan kurtarmayacağı kuşkusuzdur. Kaldı ki,
davalının çalışma olgusunun süreklilik arzetmeyebileceği de gözetildiğinde, mahkemece; davanın
reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı gerekçe ile kabulü doğru
görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi
isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMKun 428.
maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene
iadesine, 01.05.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Sinerji Mevzuat ve İçtihat Programı Sayfa 2 / 2

No Comments

Post A Comment

Hemen Arayın
FinlandEnglishRussiaGermanIran