Resmi Nikah Olmaksızın Yaşanan Evlilik Sonrası Açılan Davada Kocanın Babasının Da Tazminat Sorumluluğu Var mıdır ?
Aşıkoğlu Hukuk Bürosu, Eski Alanya Cumhuriyet Savcısı Mehmet Aşıkoğlu tarafından Alanya'da kurulmuş olup, yerli ve yabancı müvekkillere hukuki danışmanlık veren hukuk bürosudur.
alanya,hukuk,bürosu,avukat,dava,danışma,mehmet,aşıkoğlu,mehmet aşıkoğlu,savcı,eski,ceza,ticaret,haciz,alacak,borçlar,Mehemet,Aşıkoğlu,alanya,avukat,hukuk,bürosu,alanya avukat, mehmet aşıkoğlu, alanya hukuk bürosu
17257
post-template-default,single,single-post,postid-17257,single-format-standard,ajax_fade,page_not_loaded,,side_area_uncovered_from_content,qode-theme-ver-14.2,qode-theme-bridge,wpb-js-composer js-comp-ver-5.4.7,vc_responsive
 

Resmi Nikah Olmaksızın Yaşanan Evlilik Sonrası Açılan Davada Kocanın Babasının Da Tazminat Sorumluluğu Var mıdır ?

Resmi Nikah Olmaksızın Yaşanan Evlilik Sonrası Açılan Davada Kocanın Babasının Da Tazminat Sorumluluğu Var mıdır ?

Özet:

Manevi tazminat ve çalışma karşılığı maddi tazminat istemleri yönünden, ilk görüşmede karar nisabı sağlanamamış; yapılan ikinci görüşmede ise, diğer davalı Hasan’ın babası Veysel’in, yaşları küçük olan ve ekonomik bağımsızlığı bulunmayan oğlu ile davacının nikâhsız birlikteliğinde rol sahibi olup; resmi nikah olmaksızın düğün yapmasının hukuka aykırı olduğunu ve sonuçlarını bilebilecek durumda olduğu, bu ilişkinin başından beri oğlu H… ile birlikte hareket etmekle ve sağlanan bu gayrıresmi birliktelikte oğlunun destek ve teşvikçisi olmakla kendisinin de hukuka aykırı davrandığı; resmi evliliğin gerçekleşmesi yönünde bir çaba gösterdiğini kanıtlayamadığı gibi, oğlunu kendi kontrol ve güdümünde tuttuğu; hatta oğlunun askerde olduğu dönemde davacıyı evinde tutarak çalıştırdığı, onun hizmet ve emeğinden yararlandığı, böylece haksız eyleminin varlığının kabulü gerektiği, baba-oğulun birlikte hareketle davacının maddi zararı yanında kişilik haklarının zedelenmesine de neden oldukları, birinin eylemini diğerinden soyutlamaya olanak bulunmadığı, uyuşmazlığın açıklanan niteliğine ve borçlar hukukunun somut olay yönünden uygulama alanı bulan haksız eyleme ilişkin hükümlerine göre davalı V…. in sorumlu olduğunun kabulü gerektiği sonucuna varılmış; mahkemenin usul ve yasaya uygun bulunan kararının bu yönden de onanması gerektiği oybirliği ile karara bağlanmıştır.

 

   T.C.
Yargıtay
Hukuk Genel Kurulu

Esas No:2010/88
Karar No:2010/126
K. Tarihi:24.2.2010

Taraflar arasındaki “maddi ve manevi tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kütahya 2.Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 10.06.2008 gün ve 2007/263 E.-2009/202 K. sayılı kararın incelenmesi taraf vekillerince istenilmesi üzerine, Yargıtay 4.Hukuk Dairesinin 25.05.2009 gün ve 2008/11629 E.-2009/7023 K. sayılı ilamı ile;
(…1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacı ile davalılardan ………………. Yılmaz’ın temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davalı V… Y…’ın temyiz itirazına gelince, dava, resmi nikah yapılmadan gerçekleşen evlilik sonrası ayrılık nedeniyle nikahsız eş ile onun babasından maddi ve manevi tazminat isteklerine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, taraflarca temyiz olunmuştur.
Davalı V… Y…. , davacı ile resmi nikah yapmadan evlilik hayatı sürdürmüş olan diğer davalının babasıdır. Davacı ile nikahsız eş arasında üç yıl süren evlilik, anlaşmazlık üzerine davacının evden ayrılması ile sona ermiştir. Bundan sonra açılan davada evde kalan ziynet eşyası ile birlikte maddi ve manevi tazminat istenmiştir. Davacı, nikahsız eş olan diğer davalı yanında onun babası olan V… Y… ’ı da davalı olarak göstermiştir. Oğlunun eyleminden dolayı davalı babanın sorumluluğunu gerektiren bir neden bulunmadığından onun hakkındaki davanın reddedilmesi gerekir. Yerel mahkemece bu yön üzerinde durulmadan yerinde olmayan yazılı gerekçeyle diğer davalı ile birlikte sorumluluğuna karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir….)
gerekçesiyle, temyiz olunan kararın yukarıda (2) sayılı bentte gösterilen nedenle davalı V… Y…. yararına bozulmasına; davacı ile davalılardan H. H… Y…. ’ın temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddine, karar verilerek, dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

TEMYİZ EDEN: Davalı vekili

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, resmi nikah olmaksızın yapılan evlilik sonrası gerçekleşen ayrılığa dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup; husumet, birlikte sorumluluk iddiasıyla nikahsız eş yanında babasına da yöneltilmiştir.
Davacı vekili, davacının resmi nikahın yapıldığı yönünde 3 yıl süreyle davalılar tarafından kandırıldığını, nikah yapılmasını istediğinde ise evden kovulduğunu belirterek, evde kalan 5 adet gıramise ve 2 cumhuriyet altını ile 2 adet adana burgu bileziğin bedeli 2.750 YTL.; 3 yıl davalılarla birlikte çalışarak katkıda bulunmasının karşılığı olarak 3.250,00 YTL; kızlığının bozulması, iyi bir evlilik yapma şansının yitirilmesi nedeniyle 10.000,00 YTL olmak üzere maddi ve çekilen elem ve ızdırap nedeniyle 15.000,00 YTL de manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekilince, tarafların nikah akdi olmadan evlendiklerinin doğru olduğu, ancak diğer iddiaların dayanağı bulunmadığı, resmi nikahın çeşitli nedenlerle yapılamadığı, evlilikten kısa bir süre sonra davalı H…. H… Y…’ın askere gittiği, askerlik dönüşü ise bu kez davacının evi terk ettiği, iddia edildiği gibi evden kovulmadığı, altınların satılmadığı, halen müvekkilinde olduğu, ancak elde bulunan bileziklerin ince burgu bilezikler olup, talep edildiğinde ödemeye hazır oldukları, belirtilerek nikahsız eş hakkında açılan davanın esastan, babası hakkında açılan davanın ise husumet yönünden reddine karar verilmesi istenmiştir.
Davalı Veysel duruşmadaki imzalı beyanında; kendilerinde kalan altınların, 4 adet büyük gremise altın, 2 adet yarım altın, 2 adet çift burgulu bilezik olduğunu, başka olmadığını, aynen iadeye hazır olduğunu, beyan etmiş; davacı vekili, davalının bu beyanına bir itirazları olmadığını bildirmiştir.
Mahkemece; 4 adet gramise tabir edilen büyük altın, 2 adet yarım altın, 2 adet çift burgulu bileziğin davalılardan aynen alınıp davacıya iadesine, 3.000,00 YTL manevi tazminatın davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 3.250,00 YTL çalışması karşılığı istenen maddi tazminat isteminin tam kabulü ile davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, kızlık bozulması ve iyi bir evlilik yapma şansının yitirilmesi nedeniyle istenen maddi tazminat talebinin ve diğer kalemlere yönelik fazla istemlerin reddine karar verilmiştir.
Taraf vekillerinin temyizi üzerine Özel Dairece, davacı vekili ile davalı nikahsız eşin tüm temyiz itirazları reddedilmiş; nikahsız eşin babası diğer davalı yönünden verilen karar ise, yukarıda başlık bölümünde ayrıntısıyla yer verildiği üzere sorumluluğunun bulunmadığından bahisle bozulmuştur.
Yerel Mahkemenin, önceki kararında direnmeye ilişkin hükmünü, davalı vekili temyize getirmiştir.
Mahkemece verilen ilk karar, davalı nikahsız eşin sorumluluğu yönünden kesinlenmekle, direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; davalılardan nikahsız eşin babasının hukuki sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, mahkemenin ilk kararında bu davalı hakkında açık bir değerlendirmenin yer alıp almadığı noktasında toplanmaktadır.
Öncelikle, uyuşmazlığa etkili deliller ile somut olay özelliklerinin ortaya konulmasında yarar vardır:
Somut olayda, davacı kadın 15.08.1984, davalı H…. H…. de 17.04.1983 doğumlu olup, 20.06.2002 tarihinde diğer davalı babanın bilgi ve teşviki ile düğün yapılmak suretiyle gayri resmi olarak birleşmişler; resmi nikah gerçekleştirmemişlerdir. Düğünden sonra bağımsız bir eve taşınmayıp, diğer davalı(H… ’ın babası) V… ile birlikte aynı evde yaklaşık 3 yıl süreyle birlikte yaşamışlardır. Davalı H…. H…. , 01.12.2003 ile 01.03.2005 tarihleri arasında yaklaşık 15 ay süre ile askerlik görevini yapmış, evde bulunmamıştır. Bu süre içinde davacı kadın, diğer davalı V…. ’in evinde kalmaya devam etmiş ve kendisine gösterilen işleri yapmış; yaşadığı bu evin bütçesine katkıda bulunmuştur.
Önemle belirtilmelidir ki, davacı ile davalı H…. arasındaki bu gayrı resmi birliktelik Medeni Kanun anlamında gerçekleşen ve hukuk alanında geçerlilik taşıyan bir evlilik olmayıp; taraflar arasında bir aile hukuku ilişkisi de doğurmamaktadır. Bu nedenle, taraflar arasındaki ilişkinin aile hukuku prensiplerine göre değil, borçlar hukuku kurallarına, özellikle de haksız eyleme ilişkin hükümlere göre değerlendirilmesi gerekmektedir.
Mahkeme, davalı H… H…. in haksız eyleminin varlığını kabul etmiş ve bu yön bozma dışı kalmakla kesinleşmiştir. Davalı Hasan’ın babası olan diğer davalının da oğlu ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olup olmayacağının da yine borçlar hukuku kuralları çerçevesinde çözümlenmesi yoluna gidilmiş; Hukuk Genel Kurulu’nda yapılan görüşmeler sırasında davalı V…. ’in sorumluluğu ziynet eşyaları ve diğer talepler yönünden ayrı ayrı ele alınarak görüşülüp, oylanmıştır.
Ziynet eşyalarına ilişkin maddi tazminat talebi yönünden yapılan incelemede;
Davalı V…. , 19.03.2008 tarihli duruşma tutanağına geçen “Bizde kalan bilezikler bizim taktığımız 4 adet gremise tabir edilen büyük altın, 2 adet yarım altın, 2 adet çift burgulu bilezik dışında başkaca bilezik yoktur, bunu da iadeye hazırım” şeklindeki imzalı ve açık kabul beyanı ile kişisel sorumluluğunu kabul etmiş ve bu beyana davacı taraf itiraz etmemiştir. Bu açık kabul karşısında, yapılan ilk görüşmede bu husus oyçokluğu ile karara bağlanmış ve çoğunluk görüşü, beyanda geçen ziynet eşyaları yönünden davalı Veysel’in iade sorumluluğunun olduğunu, yerel mahkemenin bu yöndeki kararında isabetsizlik bulunmadığından onanması gerektiğini kabul etmiştir.
Davacının diğer taleplerine gelince;
Manevi tazminat ve çalışma karşılığı maddi tazminat istemleri yönünden, ilk görüşmede karar nisabı sağlanamamış; yapılan ikinci görüşmede ise, diğer davalı Hasan’ın babası Veysel’in, yaşları küçük olan ve ekonomik bağımsızlığı bulunmayan oğlu ile davacının nikâhsız birlikteliğinde rol sahibi olup; resmi nikah olmaksızın düğün yapmasının hukuka aykırı olduğunu ve sonuçlarını bilebilecek durumda olduğu, bu ilişkinin başından beri oğlu H… ile birlikte hareket etmekle ve sağlanan bu gayrıresmi birliktelikte oğlunun destek ve teşvikçisi olmakla kendisinin de hukuka aykırı davrandığı; resmi evliliğin gerçekleşmesi yönünde bir çaba gösterdiğini kanıtlayamadığı gibi, oğlunu kendi kontrol ve güdümünde tuttuğu; hatta oğlunun askerde olduğu dönemde davacıyı evinde tutarak çalıştırdığı, onun hizmet ve emeğinden yararlandığı, böylece haksız eyleminin varlığının kabulü gerektiği, baba-oğulun birlikte hareketle davacının maddi zararı yanında kişilik haklarının zedelenmesine de neden oldukları, birinin eylemini diğerinden soyutlamaya olanak bulunmadığı, uyuşmazlığın açıklanan niteliğine ve borçlar hukukunun somut olay yönünden uygulama alanı bulan haksız eyleme ilişkin hükümlerine göre davalı V…. in sorumlu olduğunun kabulü gerektiği sonucuna varılmış; mahkemenin usul ve yasaya uygun bulunan kararının bu yönden de onanması gerektiği oybirliği ile karara bağlanmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle ve sonuç itibariyle; mahkemece, ziynet eşyaları, manevi tazminat ve çalışma karşılığı maddi tazminat talepleri yönünden davalı nikahsız eş yanında, nikahsız eşin babasının da hukuki sorumluluğunun bulunduğu gerekçesiyle müştereken ve müteselsilen sorumluluğa karar verilerek, bu isteklerin hüküm altına alınmasında hukuka aykırı bir yön ve herhangi bir isabetsizlik bulunmamakta; usul ve yasaya uygun bulunan direnme kararının onanması gerekmektedir.
S O N U Ç : Davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile direnme kararının yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı, ziynet eşyaları yönünden, 24.02.2010 gününde birinci görüşmede oyçokluğu ile, manevi tazminat ve çalışma karşılığı maddi tazminat yönünden, 03.03.2010 gününde ikinci görüşmede oybirliği ile ONANMASINA karar verildi.

 

 

 

No Comments

Post A Comment

FinlandEnglishRussiaGermanIran