Meskeniyet Şikayeti ,Aile - Bakmakla Yükümlü Olduğu , Emekli Maaşı Olan Anne Yargıtay Kararı
Aşıkoğlu Hukuk Bürosu, Eski Alanya Cumhuriyet Savcısı Mehmet Aşıkoğlu tarafından Alanya'da kurulmuş olup, yerli ve yabancı müvekkillere hukuki danışmanlık veren hukuk bürosudur.
alanya,hukuk,bürosu,avukat,dava,danışma,mehmet,aşıkoğlu,mehmet aşıkoğlu,savcı,eski,ceza,ticaret,haciz,alacak,borçlar,Mehemet,Aşıkoğlu,alanya,avukat,hukuk,bürosu,alanya avukat, mehmet aşıkoğlu, alanya hukuk bürosu
17259
post-template-default,single,single-post,postid-17259,single-format-standard,ajax_fade,page_not_loaded,,side_area_uncovered_from_content,qode-theme-ver-14.2,qode-theme-bridge,wpb-js-composer js-comp-ver-5.4.7,vc_responsive
 

Meskeniyet Şikayeti ,Aile – Bakmakla Yükümlü Olduğu , Emekli Maaşı Olan Anne Yargıtay Kararı

Meskeniyet Şikayeti ,Aile – Bakmakla Yükümlü Olduğu , Emekli Maaşı Olan Anne Yargıtay Kararı

Özet:

İİK’nun 82/12. maddesi gereğince, borçlunun “haline münasip” evi haczedilemez. Bir meskenin borçlunun haline uygun olup olmadığı adı geçenin haciz anındaki sosyal durumuna ve borçlu ile ailesinin ihtiyaçlarına göre belirlenir. Buradaki “aile” terimi, borçlu ile birlikte aynı çatı altında yaşayan ve kendisinin, bakmakla yükümlü olduğu kişileri kapsar. İcra Mahkemesi’nce, borçlunun sözü edilenlerle birlikte barınması için zorunlu olan haline münasip meskeni temin etmesi için gerekli bedel bilirkişilere tesbit ettirildikten sonra, haczedilen yerin kıymeti bundan fazla ise satılmasına karar verilmeli ve satış bedelinden yukarıda nitelikleri belirlenen mesken için gerekli olan miktar borçluya bırakılmalı, kalanı alacaklıya ödenmelidir. Bu kıstasları aşan nitelik ve evsaftaki yerlerle, makul ölçüleri geçen oda ve salonu kapsayan ve ikamet için zorunlu öğeleri içeren bir meskenin dışındaki yerler, maddede öngörülen amaca aykırıdır. Borçlunun görev ve sıfatı kendisinin yukarıda belirlenenden daha görkemli bir meskende ikamet etmesini gerektirmez. 

  T.C.
Yargıtay
8. Hukuk Dairesi

Esas No:2013/13232
Karar No:2014/1002
K. Tarihi:23.1.2014

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davalı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire’ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

 

K A R A R

 

Alacaklı tarafından başlatılan ilamlı takipte, borçlunun, haline münasip evinin haczedildiğini ileri sürerek haczin kaldırılmasını talep ettiği, Mahkemece haczedilmezlik şikayetinin kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verdiği, hükmün alacaklı vekilince temyiz edildiği görülmektedir.

 

İİK’nun 82/12. maddesi gereğince, borçlunun “haline münasip” evi haczedilemez. Bir meskenin borçlunun haline uygun olup olmadığı adı geçenin haciz anındaki sosyal durumuna ve borçlu ile ailesinin ihtiyaçlarına göre belirlenir. Buradaki “aile” terimi, borçlu ile birlikte aynı çatı altında yaşayan ve kendisinin, bakmakla yükümlü olduğu kişileri kapsar. İcra Mahkemesi’nce, borçlunun sözü edilenlerle birlikte barınması için zorunlu olan haline münasip meskeni temin etmesi için gerekli bedel bilirkişilere tesbit ettirildikten sonra, haczedilen yerin kıymeti bundan fazla ise satılmasına karar verilmeli ve satış bedelinden yukarıda nitelikleri belirlenen mesken için gerekli olan miktar borçluya bırakılmalı, kalanı alacaklıya ödenmelidir. Bu kıstasları aşan nitelik ve evsaftaki yerlerle, makul ölçüleri geçen oda ve salonu kapsayan ve ikamet için zorunlu öğeleri içeren bir meskenin dışındaki yerler, maddede öngörülen amaca aykırıdır. Borçlunun görev ve sıfatı kendisinin yukarıda belirlenenden daha görkemli bir meskende ikamet etmesini gerektirmez.

 

Somut olayda, meskeniyet iddiasına konu taşınmazın bulunduğu Ödemiş İcra Hukuk Mahkemesi vasıtası ile taşınmazın ve borçlunun haline münasip evin değerinin bilirkişilerce tespiti istenmiş, karara mesnet teşkil eden raporda 3 oda 1 salon olan şikayete konu meskenin değerinin 75.000,00 TL olduğu, borçlunun 2 çocuğu ve annesi ile birlikte barınması için zorunlu olan  haline münasip daha mütevazi bir yerde ev temin edebilmesi için gerekli bedelin 75.000,00 TL olduğu,  dava  konusu  evin  borçlunun  haline  münasip bir  ev olduğu bildirilmiştir. Mahkemece bu rapor yeterli bulunarak şikayetin kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmiştir.

 

Dosyada bulunan ve mahkeme tarafından zabıta vasıtası ile yaptırılan sosyal ve ekonomik durum araştırmasında, borçlunun Bağ -Kur emeklisi olup 620.00 TL maaşı olduğu, birlikte yaşadığı annesinin eşinden kalan emekli maaşının 650.00 TL olduğu tespit edilmiştir.

 

Mahkemede dinlenen tanıklardan borçlunun annesi olan Semiha Çavdır oturdukları semtteki evlerin 40.000,00  TL civarında olduğunu beyan etmiştir. Anılan hususlar birlikte değerlendirildiğinde bilirkişi raporuna itibar olunması doğru görülmemiştir. Zira, borçlunun  birlikte yaşadığı annesinin, emekli maaşı almakta olduğu belirlendiğinden kendisine bakmakla yükümlü olmadığı, tanık olarak dinlenen annesinin beyanına göre de; borçlunun yaşamakta olduğu şikayete konu evin 40.000,00 TL civarında olduğu, aynı civardaki evlerin de bu miktarda olduğu anlaşılmaktadır.

 

O halde, Mahkemece yapılacak iş; takip hukukunda aslolanın alacaklının alacağına kavuşmasını temin olduğu da  gözardı edilmeksizin hem mahcuzun hem de farklı semtlerde daha mütevazı niteliklere sahip daha küçük, haline münasip meskeni edinebileceği değerin yeniden belirlenmesi gerekir. Bu değer mahcuzun değerinden az ise mahcuzun satılarak, borçlunun haline münasip ev alması için gerekli bedelin kendisine ödenmesine ve satışın borçlunun haline münasip ev alabileceği miktardan az olmamak üzere yapılmasına karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle ve yetersiz rapora dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.

 

SONUÇ:Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle İİK’nun 366 ve 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK’nun 366/3. maddeleri gereğince  Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 23.01.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

 

No Comments

Post A Comment

FinlandEnglishRussiaGermanIran