Malvarlığı Zenginleşene Verilmeden Buna Bağlı Dava Hakkı ve Zamanaşımından Bahsedilemez. Yargıtay Kararı
Alanya avukat olarak hizmet veren Aşıkoğlu Hukuk Bürosu, Eski Alanya Cumhuriyet Savcısı Mehmet Aşıkoğlu tarafından Alanya'da kuruldu.
alanya,hukuk,bürosu,avukat,dava,danışma,mehmet,aşıkoğlu,mehmet aşıkoğlu,savcı,eski,ceza,ticaret,haciz,alacak,borçlar,Mehemet,Aşıkoğlu,alanya,avukat,hukuk,bürosu,alanya avukat, mehmet aşıkoğlu, alanya hukuk bürosu
16802
post-template-default,single,single-post,postid-16802,single-format-standard,ajax_fade,page_not_loaded,,side_area_uncovered_from_content,vss_responsive_adv,vss_width_768,qode-theme-ver-14.2,qode-theme-bridge,wpb-js-composer js-comp-ver-5.4.7,vc_responsive
 

Malvarlığı Zenginleşene Verilmeden Buna Bağlı Dava Hakkı ve Zamanaşımından Bahsedilemez. Yargıtay Kararı

Malvarlığı Zenginleşene Verilmeden Buna Bağlı Dava Hakkı ve Zamanaşımından Bahsedilemez. Yargıtay Kararı

T.C.
YARGITAY 

3. Hukuk Dairesi

Esas No:2015/18286
Karar No:2017/4904

Karar Tarihi    : 06.04.2017

YARGITAY KARARI

MAHKEMESİ  :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki maddi ve manevi tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, dava dilekçesi ile; davacının Çıralı’da bir arkadaşının vasıtası ile Almanya’da çalışan davalı ile tanıştığını, daha sonra evlenmeye karar verip nişan yapıldığını; davalının, Ulupınar köyünde mülkiyeti hazineye ait eski bir evi bulunduğunu, tarafların bu evi yıkıp pansiyon yapmaya karar verdiğini; davalı Almanya’ya dönmek zorunda olduğundan Maliyeye sunulmak üzere Kumluca
Noterliğinde kendi aralarında yapılmış bir pansiyon olmadığı halde kiralama sözleşmesi yapıldığını, davacının pansiyon için yapılacak masrafları Almanya’dan göndermek üzere Almanya’ya döndüğünü; davacının, pansiyon için çalışmaya başladığını, gerekli malzemeleri alarak borçlandığını, ancak davalının 1-2 kez para gönderdikten sonra para göndermeyi kestiğini, ne olduğunu anlayamayan davacının bir anda borçlarla baş başa kaldığını; yapılan araştırma sonucu davalının başka bir bayan ile evlendiğinin öğrenildiğini, taşınmazın bulunduğu yer SİT alanı olduğu için inşaat yapılırken davacı hakkında tutanak tutulduğunu, bundan dolayı ceza mahkemesinde yargılandığını ve mahkum olduğunu; ayrıca, Kemer Özel İdaresi tarafından kesilen 7.000 TL para cezasının ödenmek zorunda kaldığını, yine 5.000 TL ecrimisil cezasınıda ödemek zorunda kaldığını; davacının, taşınmazda 3 adet bungalov tipi ahşap ev, bir personel odası, 3 adet beton oda ve kafeterya olarak kullanılmak üzere ahşap bir çardak yaptırdığını, tüm harcamaların davacı tarafından yapıldığını, 2005 tarihinden beri
pansiyonun açılıp işletimine başlandığını; davalının, 2009 yılında pansiyonu terk etmesi için davacıyı rahatsız etmeye başladığını, sonrasında Maliyeye verilmek üzere yapılan kira sözleşmesinin devreye sokularak tahliye talep edildiğini, müvekkilinin pansiyon işletmeciliğini 6 aylığına 3. bir kişiye devir ettiğini, ancak bu kişinin de davalı ile anlaşıp pansiyondan çıkmadığını, pansiyonun elinden alındığını; müvekkilinin, 100.000 TL civarında masraf yaptığını belirterek, şimdilik 20.000 TL maddi tazminatın ve
10.000 TL manevi tazminatın 2005 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, cevap dilekçesinde; davalının yurt dışında olduğunu, Türkiye’deki yerleşim yerinin … olduğunu, yetkili mahkemelerin Kemer mahkemeleri olduğunu, davanın yetki yönünden reddine karar verilmesini; BK m. 60 gereğince davanın 1 yıllık süre içinde açılması gerektiğini; kaldı ki para borcuna ilişkin alacakların 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğundan, davanın reddi gerektiğini;
davacının taleplerinin esas yönünden de yerinde olmadığını, haksız para talepleri olduğunu belirterek; davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davalı tarafından, 26.10.2009 tarihinde, “01.11.2009 tarihinden itibaren aylık kira
bedelinin 1250 TL olmak üzere, yıllık kira bedelinin 15.000 TL olarak ödenmesi hususunda “davacıyaihtarname gönderildiğini, davacı ise 23.11.2009 tarihli cevabi ihtarnamede ” pansiyonun inşaatı için yapılan masrafların kendisi tarafından karşılandığını, pansiyon için yapılan masrafların tarafına ödenmesi gerektiğini ” bildirmiştir. Bu cevabi ihtarnameden de anlaşılacağı üzere, davacı davalının pansiyonun yapımı hususunda sebepsiz zenginleştiğini 23.11.2009 tarihi itibari ile bilmektedir. Bu tarihten itibaren bir yıllık zamanaşımı 23.11.2010 tarihinde dolduğundan davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin zamanaşımı nedeni ile reddine karar verilmiş; hüküm süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre davacının taşınmazlardaki zilyetliği dava tarihi itibariyle devamediyor ise (hala oturuyorsa), zamanaşımı işlemeye başlamaz. Zira, zamanaşımının başlayacağı tarih davacının elinden taşınmazların çıktığı tarihtir. Mahkemece, davacının davaya konu taşınmazlardaki zilyetlik durumunun araştırılmaması isabetli bulunmamıştır.
Dava konusu sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak davalarında zamanaşımı süresi, BK.nun 66.maddesi gereğince bir ve herhalde on yıldır. 22.2.1991 gün ve 1990/1-1991/1 sayılı Yargıtay İBK. da da vurgulandığı gibi; iade borcunun kapsamını belirlemede öncelikle fakirleşme ve zenginleşme zamanının tespit edilmesi gerekir. Malvarlığı henüz zenginleşene verilmeden, davalının sebepsiz iktisabından ve bunun doğal sonucu olarak geri almaya ilişkin dava hakkından bahsedilemez. Dava hakkının doğmadığı hallerde ise, BK.nun 66. maddesinde öngörülen zamanaşımının uygulanması düşünülemez.
Bu bağlamda sebepsiz zenginleşme olgusunun ve zamanaşımı def’i yönünden de iade borcunun muaccel olduğu anın (BK….126) dolayısıyla sebepsiz zenginleşme anının tespiti önemli olup, dava konusu yerin kimin kullanımında olduğu, öncelikle saptanmalıdır. Borçlar Kanunu’nun 128.maddesi ; ” Müruru zaman alacağın muaccel olduğu zamandan başlar, alacağın muacceliyeti bir ihbar vukuuna
tabi ise müruru zaman bu haberin verilebileceği günden itibaren cereyan eder.” şeklindedir. Buna göre borç muaccel olmadan zamanaşımı başlamaz.
Davacının dava konusu taşınmazdan tahliye edilip edilmediği, tahliye olmuşsa da taşınmazın tahliye edildiği tarihte (tahliye kararı varsa tahliye kararının kesinleştiği tarihten itibaren) zamanaşımı işler. Mahkemece açıklanan hususlarda bir inceleme ve araştırma yapılmadan yanılgılı değerlendirme ile
(ihtarnameden bahisle) davanın zamanaşımı nedeniyle reddi doğru görülmemiş bozmayı
gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince davacı yararına BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
6100 sayılı HMK’nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440.maddesi gereğince kararın
tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 06.04.2017
tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

No Comments

Post A Comment

Hemen Arayın
FinlandEnglishRussiaGermanIran