Boşanma Davasında Ön İnceleme Duruşmasına Kadar Bildirilen Tanıkların Dinlenilmesi Gerektiği
Alanya avukat olarak hizmet veren Aşıkoğlu Hukuk Bürosu, Eski Alanya Cumhuriyet Savcısı Mehmet Aşıkoğlu tarafından Alanya'da kuruldu.
alanya,hukuk,bürosu,avukat,dava,danışma,mehmet,aşıkoğlu,mehmet aşıkoğlu,savcı,eski,ceza,ticaret,haciz,alacak,borçlar,Mehemet,Aşıkoğlu,alanya,avukat,hukuk,bürosu,alanya avukat, mehmet aşıkoğlu, alanya hukuk bürosu
16808
post-template-default,single,single-post,postid-16808,single-format-standard,ajax_fade,page_not_loaded,,side_area_uncovered_from_content,vss_responsive_adv,vss_width_768,qode-theme-ver-14.2,qode-theme-bridge,wpb-js-composer js-comp-ver-5.4.7,vc_responsive
 

Boşanma Davasında Ön İnceleme Duruşmasına Kadar Bildirilen Tanıkların Dinlenilmesi Gerektiği

Boşanma Davasında Ön İnceleme Duruşmasına Kadar Bildirilen Tanıkların Dinlenilmesi Gerektiği

T.C.
YARGITAY
2. Hukuk Dairesi                                                                                                                                                                                                              Esas No           :2013/16048
Karar No        : 2013/29319
Karar Tarihi : 11.12.2013

BOŞANMA DAVASI – SÜRESİNDE CEVAPLARIN VE DELİLLERİN
BİLDİRİLMEDİĞİ – ÖN İNCELEME DURUŞMASINDAN ÖNCE BİLDİRİLEN
TANIKLARIN DİNLENMESİ GEREĞİ – EKSİK İNCELEME İLE HÜKÜM
TESİSİNİN İSABETSİZLİĞİ – HÜKMÜN BOZULMASI

ÖZET: Süresinde cevap ve delil bildirmeyen davalının, davacının dava dilekçesinde dayandığı
vakıaları inkar etmiş olacağına göre, ön inceleme duruşmasından önce bildirdiği tanıkların da
dinlenmesi gerekirken, eksik inceleme ile hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı
gerektirmiştir.
(6100 S. K. m. 140, 187)
Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen,
yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davalı tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup
gereği görüşülüp düşünüldü:

Karar: Dava, 27.07.2012 tarihinde açılmıştır. Mahkemece ön incelemenin duruşmalı yapılmasına ve
davalıya delillerini bildirmesi için ihtar gönderilmesine karar verilmiş ve bu ihtar taraflara tebliğ
edilmiştir. Davacı ön inceleme duruşmasından önce delil listesini ibraz etmiş, davalı ise cevap süresi
geçtikten sonra cevap ve delil listesi sunmuştur, ön inceleme duruşması yapılmış ve tarafların
anlaşamadıkları hususlar tespit edilmiştir. Davalı tarafından bildirilen tanıklar, süresinde bildirilmediği
gerekçesiyle dinlenmesi talebinin reddine karar verilmiştir. Ön inceleme duruşması yapılmadan,
tensiple taraflara, dilekçelerinde göstermiş oldukları ve belge niteliğindeki delilleri sunmaları veya
bulundukları yerlerle ilgili açıklamada bulunmaları (HMK md. 140/5) için süre verilmesi bu anlamda
sonuç doğurmaz. Öte yandan; delil, çekişmeli vakıaların ispatı için gösterilir (HMK md. 187/1). Ön
inceleme duruşması yapılmadan, tarafların üzerinde anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar
belirlenmeden, tarafların tanık listesi vermeleri de beklenemez.
Bu sebeple süresinde cevap ve delil bildirmeyen davalının, davacının dava dilekçesinde dayandığı
vakıaları inkar etmiş olacağına göre, ön inceleme duruşmasından önce bildirdiği tanıkların da bu
doğrultuda dinlenmesi gerekirken, eksik inceleme ile hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı
gerektirmiştir.

Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre
diğer temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada yer olmadığına, temyiz peşin harcının yatırana
geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
11.12.2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY
Dava 27.07.2012 tarihinde açılmış; davalı yasal süresinden sonra cevap dilekçesi adıyla bir dilekçe ile
ön inceleme duruşmasından önce delil listesi vermiştir. Süresinden sonra
verildiğinden; bu dilekçeye cevap dilekçesi (HMK. md. 129, 317) niteliği verilemeyeceği gibi, kanunda
dilekçelerin karşılıklı olarak verilmesi aşamasında (HMK. md. 126-136) kullanılabileceği belirtilen bir
kısım hakların (HMK. md. 116,141) bu dilekçeyle ileri sürülebileceği de kabul edilemez. Süresi içinde
cevap dilekçesi vermemiş olan davalı, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların (HMK.
md.119/1-e) tamamını inkar etmiş sayılır (HMK md. 128). Dilekçelerin karşılıklı olarak verilmesi
aşamasının (HMK.md.126-136) tamamlanmasıyla birlikte ön inceleme aşamasına (HMK.md. 137-142)
geçilir. Süresinde cevap dilekçesi verilmemiş ise, cevap için öngörülmüş sürenin (HMK.md.127)
bitmesiyle birlikte,dilekçelerin verilmesi aşaması tamamlanmış olur ve artık ön inceleme aşamasına
geçilmesine bir engel kalmaz. Usulüne uygun olarak yapılan ön incelemede hakim; özellikle tarafların
iddia ve savunmaları çerçevesinde, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususu belirleyerek uyuşmazlık
konularını tespit edecektir (HMK md.140/1,2). Cevap vermemiş olan davalı, savunmasını herhangi bir
vakıaya dayandırmış olamayacağı ve sadece davacının dayanağı vakıaların tamamını inkar etmiş
durumuna düşeceğinden; bu durumdaki bir boşanma davasında, uyuşmazlık konusu artık davacının
dayandığı vakıalar olacaktır. Böyle bir durumda; davalının savunması da buna bağlı olarak, ancak
davacının dayandığı vakıaların gerçek olmadığına (çürütülme=karşı ispat) yönelik ispat faaliyeti ile
sınırlı olacaktır. Yukarıda da açıklandığı gibi, uyuşmazlık konusu ön incelemede belirleneceğine göre;
cevap vermeyen ve daha önce delil bildirmeyen davalının; sadece davanın inkarı ile sınırlı olarak ön
inceleme aşamasının sonuna kadar ve duruma göre tahkikat aşamasında (HMK. md. 143-183) da
delil bildirme ve bunların toplanmasını talep etme hakkına sahip olduğunun kabulü gerekir. Buna
karşılık açıklanan duruma düşmüş olan davalı; davacıya yönelik farklı bir vakıanın varlığını ileri
süremeyecek ve bunun ispat faaliyetinde de bulunamayacaktır.
Bu durumda davalının ön inceleme aşamasından önce delillerini bildirdiğine göre; yukarıda açıklanan
çerçevede değerlendirilmek üzere, gösterdiği delillerinin usulünce toplanması ve tüm deliller birlikte
değerlendirilerek; tarafların kusur dağılım ve derecesinin takdiri ile tarafların boşanmanın ferilerine
ilişkin taleplerinin karara bağlanması gerekirken; bu konularda eksik incelemeyle yazılı şekilde karar
verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Temyiz edilen hükmün açıkladığım yönde bozulması gerektiği
inancındayım. Bu bakımdan; değerli çoğunluğun bozma sonucuna katılmakla birlikte, bozma
gerekçesine kısmen katılmıyor ve hükmün açıkladığım gerekçeyle bozulması gerektiğini
düşünüyorum.

No Comments

Post A Comment

Hemen Arayın
FinlandEnglishRussiaGermanIran